Bangladeş’te 12 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirilen seçimler, siyasal yapıda köklü dönüşüm talepleri ve reform önerilerinin yoğunlaştığı bir bağlamda yapılmıştır. Seçimlerle eş zamanlı olarak anayasa referandumu da gerçekleştirilmiştir. Bu sürecin arka planında, 2024 yılında “Temmuz Devrimi” olarak adlandırılan ve Z kuşağının öncülüğünde gelişen kitlesel protestolar belirleyici bir rol oynamıştır. Söz konusu protestolar, yalnızca mevcut siyasal düzene yönelik bir tepkiyi değil, aynı zamanda demokratikleşme ve anayasal reform taleplerinin güçlenmesini de beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda, gerçekleştirilen seçimler, Bangladeş’in yeniden demokratikleşme sürecine girişi ve daha kurumsallaşmış bir demokrasiye doğru ilerlemesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirilmiştir.
Ancak, seçimler sonrasında ortaya çıkan siyasi tartışmalar, ülkenin demokratikleşme sürecinin niteliği ve yönü bakımından kritik bir dönüm noktasına işaret etmektedir. Seçimlerin ardından iktidar ve muhalefet aktörleri arasında artan gerilim, seçimlerin adilliği, şeffaflığı ve kapsayıcılığına ilişkin yoğun tartışmaları beraberinde getirmiştir. Özellikle, Tarek Rahman liderliğindeki Bangladeş Milliyetçi Partisi’nin (BNP) seçimlerde elde ettiği ezici zaferin ardından referandum sonuçlarını tanımaması ve geçici hükümet tarafından hazırlanan reform önerilerinin askıya alınması, seçim sonrası dönemde siyasi gerilimleri daha da derinleştirmiştir. Bu gelişmeler, ülkede demokratik süreçlerin işleyişi, kurumsal meşruiyetin sürdürülebilirliği ve siyasal uzlaşı imkanları açısından ciddi soru işaretlerini gündeme getirmekte; Bangladeş’in demokratikleşme sürecinin yönüne ilişkin belirsizlikleri artırmaktadır.
Seçimlere Yönelik “Hile” ve “Manipülasyon” İddiaları
2026 seçimleri sonrasında Bangladeş siyaseti, Bangladeş Milliyetçi Partisi’nin (BNP) ezici zaferine rağmen, başta Cemaat-i İslami ve Milli Vatandaş Partisi (NCP) olmak üzere muhalif aktörler tarafından dile getirilen “hile” ve “manipülasyon” iddialarıyla şekillenmektedir.
İlk olarak, Cemaat-i İslami, özellikle 30 seçim bölgesinde sonuçların sistematik biçimde değiştirildiğini ileri sürerek resmi itirazlarda bulunmuştur. Parti yetkilileri, oy sayım sürecinde sandık görevlilerine baskı uygulandığını ve kendi lehlerine oluşan sonuçların veri giriş aşamasında BNP lehine dönüştürüldüğünü iddia etmektedir. Parti lideri Safikur Rahman, “halkın iradesinin masa başında değiştirildiğini” vurgulamıştır.
İkinci olarak, 2024 Temmuz protestolarının ardından kurulan Milli Vatandaş Partisi (NCP), özellikle Dakka’daki stratejik seçim çevrelerinde planlı usulsüzlükler yapıldığını öne sürmüştür. Parti sözcüsü Asif Mahmud, seçim sürecinde idari müdahaleler ve psikolojik baskı yoluyla genç ve muhalif adayların sistematik biçimde dışlandığını ifade etmiştir.
Referandum Tartışmaları
12 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirilen parlamento seçimleriyle eş zamanlı olarak, “Temmuz Ulusal Şartı Uygulama Emri”ne ilişkin bir anayasa referandumu düzenlenmiştir. 13 Kasım 2025’te yayımlanan bu düzenleme, referandumdan “evet” sonucu çıkması halinde 13. Parlamento’ya ikili bir rol yüklemektedir. Buna göre, seçilen milletvekillerinin aynı zamanda Anayasa Reform Konseyi’ni oluşturması ve bu konseyin parlamento faaliyetleriyle eş zamanlı çalışarak belirli bir süre içinde anayasa reformunu tamamlaması öngörülmüştür.
Cemaat-i İslami, Milli Vatandaş Partisi (NCP) ve diğer bazı siyasi aktörler, söz konusu teklifi kabul ederek genel seçimlerden önce referandum yapılması yönünde talepte bulunmuştur. Buna karşılık, BNP başlangıçtan itibaren ilgili uygulama emrine mesafeli yaklaşmış ve anayasal değişikliklerin doğrudan parlamento çatısı altında gerçekleştirilmesi gerektiğini savunmuştur. Ancak daha sonra referandumu kabul etmiş ve genel seçimlerle aynı gün gerçekleştirilmesinde ısrarcı olmuştur. Cemaat-i İslami ve NCP gibi önemli siyasi aktörler ise BNP’nin bu yaklaşımını eleştirerek, referandumun güvence altına alınması amacıyla öncelikle referandumun yapılması ve ardından seçimlerin gerçekleştirilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Seçim öncesinde Cemaat-i İslami ve müttefikleri tarafından referandum sürecine ilişkin dile getirilen endişelerin, seçim sonrasında büyük ölçüde doğrulandığı görülmektedir. Referandumda %68 oranında “evet” oyu çıkmasının ardından, BNP ve bağımsız milletvekilleri parlamentoda görevlerine başlamış ancak anayasa değişikliği kapsamında oluşturulan konsey üyeliği için yemin etmeyi reddetmiştir. Buna karşılık, muhalif partilerin oluşturduğu blok konsey üyeliğini kabul ederek sürece katılım sağlamıştır.
Ortaya çıkan bu kurumsal ayrışma, seçim sonrası dönemde anayasa değişikliği sürecini derin bir siyasal krize dönüştürmüştür. BNP liderliğindeki hükümetin referandum sonuçlarını fiilen geçersiz kılma eğilimi ve reformların yalnızca parlamentoda yürütülmesini savunması, muhalefetin referandum temelinde Kurucu Meclis mekanizmasında ısrar etmesiyle keskin bir karşıtlık yaratmıştır. Bu durum, Bangladeş siyasetinde ciddi bir kurumsal tıkanıklık riskini beraberinde getirmektedir.
Demokratik Reform Kararnamelerinin Reddedilmesi
Geçici hükümet döneminde çıkarılan ve demokratikleşme süreçleriyle doğrudan ilişkili olan bazı önemli kararnamelerin iptali veya yeniden düzenlenmesine yönelik Bangladeş Milliyetçi Partisi’nin (BNP) aldığı kararlar, ülkedeki siyasal ortamı önemli ölçüde hareketlendirmiştir. Mevzuat gereği, 13. Ulusal Parlamento’nun 12 Mart’taki ilk oturumunda toplam 133 kararname gündeme getirilmiştir. Bu kararnamelerin incelenmesi amacıyla, iktidar ve muhalefet temsilcilerinden oluşan özel bir komite kurulmuştur. Komite raporuna göre, söz konusu kararnamelerin 98’inin aynen yasa tasarısı olarak sunulması, 15’inin ise ilgili bakanlıklar aracılığıyla revize edilerek yeniden parlamentoya getirilmesi önerilmiştir. Kalan 20 kararnameden 16’sının daha kapsamlı inceleme sonrasında güçlendirilerek ilerleyen dönemde yeniden ele alınması, 4’ünün ise yürürlükten kaldırılması tavsiye edilmiştir.
Bu çerçevede, geçici hükümet döneminde çıkarılan 20 kararname mevcut yasama döneminde onaylanmamaktadır. Anayasal düzenlemelere göre, parlamentoya sunulan bir kararnamenin 30 gün içinde onaylanmaması halinde yürürlükten kalkması öngörülmektedir. Bu durum, özellikle Yolsuzlukla Mücadele Komisyonu, Ulusal İnsan Hakları Komisyonu, Zorla Kaybetmelerin Önlenmesi ve Giderilmesi ile referanduma ilişkin düzenlemeler başta olmak üzere çeşitli kritik kararnamelerin geçerliliğini yitirmesi sonucunu doğurabilecektir. Ayrıca, Yüksek Mahkeme yargıçlarının atanması ve Yüksek Mahkeme Sekretaryası’na ilişkin düzenlemeler de dahil olmak üzere bazı temel kurumsal reformların iptali gündeme gelmiştir.
Söz konusu kararnamelere yönelik BNP’nin itirazları, 2024 yılında gerçekleşen ve “Temmuz Devrimi” olarak adlandırılan kitlesel hareketi destekleyen toplumsal kesimleri yeniden mobilize etmiştir. Bu hareketin temelinde, insan hakları ihlalleri, yargının siyasallaşması, yaygın yolsuzluk, muhalif aktörlere yönelik zorla kaybetme ve siyasi şiddet vakalarının artışı ile demokratik söylem altında derinleşen otoriterleşme eğilimlerine karşı gelişen bir toplumsal tepki bulunmaktadır.
Devrimin ardından, Nobel ödüllü Prof. Dr. Muhammed Yunus liderliğinde kurulan geçici hükümet, geniş toplumsal beklentileri yansıtan kapsamlı reform girişimlerini hayata geçirmiştir. Bu kapsamda, yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi, anayasal değişikliklerin referandum yoluyla gerçekleştirilmesi, yolsuzlukla mücadele mekanizmalarının etkinleştirilmesi, insan hakları kurumlarının güçlendirilmesi ve zorla kaybetmeler ile siyasi şiddetin önlenmesine yönelik düzenlemeler ön plana çıkmıştır. Söz konusu reformlar, demokratikleşme sürecinin kurumsallaşması açısından toplumsal meşruiyet kazanmıştır.
Ancak bu reformların iptali veya “gözden geçirme” adı altında etkisizleştirilmesine yönelik girişimler, muhalefet partileri ve sivil toplum nezdinde ciddi bir tepki doğurmuştur. Bu gelişmeler, yalnızca anayasal reform sürecine ilişkin tartışmaları derinleştirmekle kalmamakta aynı zamanda hükümet karşıtı toplumsal hareketlenmenin yeniden güç kazanmasına zemin hazırlamaktadır.
Yeniden Faşizm Tartışmaları
Bangladeş’te Şeyh Hasina liderliğindeki Avami Ligi’in yaklaşık on altı yıl süren otoriter yönetiminin ardından, 2024 yılı Temmuz-Ağustos döneminde gerçekleşen ve “Gen-Z Devrimi veya Temmuz Devrimi” olarak adlandırılan kitlesel hareket sonrasında, 12 Şubat 2026 seçimleriyle başlatılan demokratik süreç henüz iki ay geçmeden ciddi tartışmaların odağı haline gelmiştir. Bangladeş Milliyetçi Partisi (BNP), Hasina yönetimine karşı gelişen söz konusu toplumsal harekete sınırlı düzeyde katılım göstermiş ve geçici hükümetin anayasal ve demokratik reform gündemine mesafeli bir tutum sergilemiştir. Buna karşın, seçimlerde üçte iki çoğunluğu aşan bir zafer elde etmesi, seçim sonuçlarının meşruiyetine ilişkin çeşitli soru işaretlerini beraberinde getirmiştir. Buna ek olarak, referandum sonuçlarının fiilen dikkate alınmaması, yargı süreçlerine müdahale iddiaları ile zorla kaybetmeler, siyasi şiddet ve insan hakları ihlallerine karşı geliştirilen kararnamelerin iptaline yönelik girişimler, bazı çevreler ve muhalefet aktörleri tarafından yeni bir otoriterleşme dalgasının göstergesi olarak yorumlanmaktadır. Nitekim, parlamentodaki muhalefet partileri ile sivil toplumun önemli bir kesimi, BNP hükümetinin söz konusu politikalarını demokratik gerileme ve hatta “faşizan eğilimler” çerçevesinde değerlendirmektedir.
Kaynakça:
Dhaka Tribune. (2026). Allegation of vote counting manipulation raised by opposition. Dhaka Tribune. https://www.dhakatribune.com/bangladesh/403312/allegation-of-vote-counting-manipulation-raised-by
Mahmud, F. (2026). Bangladesh’s first post-Hasina parliament faces constitutional questions. Anadolu Agency. https://www.aa.com.tr/en/asia-pacific/bangladesh-s-first-post-hasina-parliament-faces-constitutional-questions/3856486
Mostofa, G., & Ullah, R. (2026). Preference falsification and the July revolution in Bangladesh: How political oppression and inequality triggered the mass uprising. International Journal of Politics and International Relations, 1(1), 1–14. https://doi.org/10.65826/IJPIR.1.1.2026.10
The Business Standard. (2026). BNP abstained as no provision for administering oath to Constitutional Reform Council. The Business Standard. https://www.tbsnews.net/bangladesh-election-2026/bnp-abstained-no-provision-administering-oath-constitutional-reform-council
The Business Standard. (2026). Committee recommends scrapping 11 ordinances, including referendum, issued by interim govt. The Business Standard. https://www.tbsnews.net/bangladesh/committee-recommends-scrapping-11-ordinances-including-referendum-issued-interim-govt
The Business Standard. (2026). NCP alleges result tampering, planned fraud in multiple Dhaka seats. The Business Standard. https://www.tbsnews.net/bangladesh-election-2026/ncp-alleges-result-tampering-planned-fraud-multiple-dhaka-seats-1360321
The Daily Star. (2026). “We’re already witnessing transmission of fascism,” says Jamaat ameer. The Daily Star. https://www.thedailystar.net/news/politics/news/were-already-witnessing-transmission-fascism-jamaat-ameer-4142606
The Daily Star. (2026). Jamaat demands vote recount in 30 seats. The Daily Star. https://www.thedailystar.net/news/national-election-2026/news/jamaat-demands-vote-recount-30-seats-4105971
Transparency International Bangladesh. (2026). Press release. Transparency International Bangladesh. https://www.ti-bangladesh.org/en/articles/press-release/7461
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Platform: Müslüman Dünyanın Gündeminin editoryal politikasını yansıtmayabilir.





























