Giriş
Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerini tarihsel süreçte analiz ederken yanıt aranan temel soru şudur: “İki ülke arasındaki ilişkileri şekillendiren temel faktörler nelerdir?” Söz konusu ilişkiler, bir yandan Türkiye’nin Batı ile olan ilişkileri ve iç politikadaki gelişmeler çerçevesinde şekillenirken, diğer yandan büyük güçlerin yürüttüğü politikalara, her iki devletin karşılıklı çıkarlarına ve Türkiye’nin bölge ülkeleri, özellikle Arap ülkeleri ile olan ilişkileri doğrultusunda değişkenlik göstermiştir. İlişkilerin gelişmesinde, aynı dine mensubiyet, ortak kültürel ve tarihsel bağlar etkili olmuştur. Öte yandan Türkiye ve Suudi Arabistan’ın farklı siyasal ve toplumsal temeller üzerine kurulmuş olması, uzun bir süre karşılıklı kuşku ve temkinli yaklaşımı beraberinde getirmiştir. Buna rağmen ilişkiler hiçbir zaman tamamen kopmamıştır.
2024-2026 yılları, Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin konjonktürel bir iyileşmenin ötesine geçerek yapısal bir tarihi kırılma yaşadığı bir süreci temsil etmektedir. Özellikle 2026 yılı haziran ayında somutlaşan Modern Hicaz Demiryolu anlaşması ve eş zamanlı olarak hayata geçirilen vize muafiyeti düzenlemeleri, iki başkentin bölgesel krizlere karşı geliştirdiği ortak stratejik akıl kapasitesini tescillemiştir. Küresel lojistik hatların güvenliğinin sarsıldığı ve geleneksel rotaların tıkandığı bir dönemde, Ankara ve Riyad arasındaki bu entegrasyon hamlesi, sadece bir diplomatik tercih değil, bölge barışı için kaçınılmaz bir jeopolitik zorunluluk halini almıştır.
Somut Politika Adımları ve Diplomatik Yakınlaşma (2024-2026)
Ankara-Riyad hattındaki ikili ilişkiler 2024-2026 yılları arasında atılan somut diplomatik ve siyasi adımlarla daha kurumsal bir kimlik kazanmıştır. Bu süreçte, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki yakınlaşma bölgesel krizlere yönelik ortak tutum geliştirme arayışlarıyla derinleşmiştir. Özellikle Filistin meselesi ve Suriye’nin yeniden yapılanması, iki ülkenin diplomatik koordinasyonunu öne çıkaran başlıca gündem maddeleri arasında yer almaktadır. İsrail’in Gazze başta olmak üzere Filistin topraklarında sistematik olarak uyguladığı soykırım ve bölgede şiddeti tırmandıran eylemlerini sürdürdüğü bir dönemde Ankara ve Riyad müzakere mekanizmalarını destekleyen, ateşkes ve insani yardım girişimlerini önceleyen bir tutum sergilemiştir. Bununla birlikte, Suriye’de 2024 sonrası yeniden devlet inşası sürecinde iki ülke ortak iş birliği zemininde buluşmuştur. Türkiye-Suudi Arabistan, Suriye’de siyasi geçiş sürecinin desteklenmesi, kırılgan fay hatlarının giderilmesi ve imar faaliyetlerinin ele alınması konularında daha uyumlu bir diplomatik çizgiye yönelmiştir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 3 Şubat 2026 tarihinde Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, Ankara- Riyad ilişkilerinde son dönemlerde ivme kazanan diplomatik yakınlaşmanın önemli göstergelerinden biridir. Söz konusu ziyaret sonrası ilan edilen “Ortak Bildiri”, iki ülkenin bölgesel gelişmeler ve enerji güvenliğinde eşgüdümlü hareket etme kararlığını ortaya koymuştur. Bildiride, düzenli üst düzey istişare mekanizmalarının kurumsal hale getirilmesi, ikili ticaret ve yatırım akışlarının artırılması, terörle mücadelede operasyonel iş birliği, enerji güvenliği ve ulaşım altyapısı alanlarında ortak projeler ve Filistin meselesi başta olmak üzere bölgesel krizlerde koordineli tutum benimsenmesi öne çıkan başlıklar arasında yer almıştır. Bu bağlamda, söz konusu üst düzey temas, tek seferlik bir diplomatik bir girişim olmanın ötesinde 2022 sonrası dönemde iki ülke arasında oluşturulan kurumsal takvimin bir halkası olarak değerlendirmeye açıktır. Dışişleri Bakanlıkları arasında yürütülen çalışma grupları, Ticaret Bakanlığı düzeyindeki iş diyaloğu platformları ve savunma sanayii alanındaki teknik görüşmeler bu takvimin kurumsal omurgasını oluşturmaktadır.
6 Mayıs 2026 tarihinde Ankara’da imzalanan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayıyla 13 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan anlaşma ile diplomatik ve hususi pasaport hamilleri için vize yükümlülüğü karşılıklı olarak kaldırılmıştır. Düzenlemeyle hak sahipleri, her 180 günlük süre içinde 90 günü aşmayan seyahatlerinde vizeden muaf tutularak bürokratik engellerin aşılması ve stratejik hareketliliğin artırılması hedeflenmiştir. Vize muafiyetinin yürürlüğe girmesiyle ekonomik ilişkilerin güçlü bir ivme kazanması; çift yönlü turizm akışlarının artması öngörülmektedir. Suudi Arabistan’ın Türkiye’ye yatırımlar yapan bir ülke olması Türkiye’de Suudi Arabistan’a turizm ve inşaat sektörlerinde hizmet verdiği düşünüldüğünde iki ülke açısından vize muafiyeti birçok açıdan fırsatlar dönemidir. Karşılıklı adımlarla Suudi Arabistan 2030 Vizyonu kapsamında, sanayi ve turizm başta olmak üzere pek çok alanda iki ülke arasında iş birliği alanlarının oluşacağı bir dönem olmaya açıktır. Türkiye, uzun vadeli enerji arzını çeşitlendirme hedefi doğrultusunda hem yenilenebilir enerji hem de geleneksel hidrokarbon ithalatı konularında Suudi Arabistan ile güçlü bir iş birliğine hazır görünmektedir. Suudi Arabistan’ın güneş ve rüzgar enerjisine yaptığı yatırımlar, Türk enerji şirketlerinin teknoloji ve proje yönetimi kapasitesinden yararlanabileceği alanlar sunmaktadır.
Türkiye’nin son on yılda küresel rekabetçiliğe ulaşan bir savunma sanayii geliştirmesi, Suudi Arabistan’ın ise silah tedarikçilerini çeşitlendirme çabası, Ankara-Riyad ilişkilerinde savunma teknolojisi alanında yeni bir iş birliği zeminin oluşmasına katkı sağlamıştır. Özellikle Türkiye tarafından geliştirilen insansız hava araçları (İHA’lar), Körfez pazarında giderek artan bir ilgi görmektedir. Türkiye’nin Bayraktar TB2’si başta olmak üzere çeşitli İHA platformları ve Altay tankı gibi zırhlı sistemler, Suudi askeri modernleşme gündemine eklemlenebilecek ürünler olarak değerlendirme kapsamındadır.
Jeopolitik Zorunluluk: 2026 Krizleri ve Lojistik Alternatifler
2026 yılının ilk yarısı, Orta Doğu jeopolitiğinde dengeleri kökten değiştiren gelişmelere sahne olmuştur. 28 Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği askeri saldırı, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasına ve Süveyş Kanalı rotasının güvensiz hale gelmesine neden olmuştur.
Bu kriz ortamında, Washington ve Tel Aviv tarafından desteklenen ve Türkiye’yi devre dışı bırakmayı amaçlayan Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Koridoru (IMEC) projesi büyük bir darbe almıştır. Suudi Arabistan’ın, bu riskli ve dışlayıcı koridor yerine Anadolu üzerinden Avrupa’ya bağlanan “Modern Hicaz Demiryolu” projesine resmiyet kazandırması, stratejik bir tercih olmasının yanı sıra İsrail tarafından kurgulanan IMEC hamlesine karşı farklı bir alternatif geliştirme eğilimi niteliğindedir. Riyad’ın bu hamlesi, bölgenin güvenliğini küresel aktörlerin inisiyatifinden alıp bölgesel aktörlerin ortaklığına emanet eden bir irade beyanıdır.
Haziran 2026’da Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan arasında imzalanan anlaşmayla resmileşen Modern Hicaz Demiryolu, II. Abdülhamid dönemindeki “Hamidiye Hicaz Demiryolu” vizyonunun 126 yıl sonra gelen teknolojik ve stratejik ihyasıdır. İstanbul’dan başlayarak Şam ve Ürdün üzerinden kutsal topraklara (Mekke-Medine) ulaşacak ve oradan Umman üzerinden Hint Okyanusu’na açılacak olan bu hat, paramparça edilen bir coğrafyanın lojistik bir hat üzerinden yeniden birleşmesini simgelemektedir.
Bu proje hızlı tren hatlarının, otoyolların ve en önemlisi Körfez petrol ve doğal gazının boru hatlarıyla taşındığı devasa birçok modlu (multimodal) enerji ve lojistik koridorudur. Deniz taşımacılığındaki abluka risklerini bypass eden bu hat, Körfez-Avrupa arası nakliye süresini 12-15 gün kısaltmaktadır.
| Özellik | Hamidiye Hicaz Demiryolu (1900-1908) | Modern Hicaz Demiryolu (2026) |
| Güzergah | Şam-Medine (Mekke ve Yemen hedefli) | İstanbul – Şam – Ürdün – Mekke/Medine – Umman |
| Finansman | Tamamen Osmanlı kaynakları ve Müslüman bağışları | Bölgesel devletlerin ortak sermayesi ve lojistik iş birliği |
| Stratejik Hedef | Hilafet bağını güçlendirmek, Süveyş’teki İngiliz hegemonyasını kırmak | Küresel tedarik zinciri güvenliği, multimodal enerji ve lojistik koridoru |
| Lojistik Çeşitlilik | Buharlı lokomotifler ve askeri sevkiyat | Hızlı demiryolu, otoyol ve enerji boru hatları entegrasyonu |
Tablo 1: Hicaz Demiryolu: Tarihi ve Modern Karşılaştırma
Ortak Kültür Hafızası
Haziran 2026’da Medine’ye bağlı Mehd bölgesinde (Süveyrika, Muveyhiye ve Haze sahaları) gerçekleştirilen arkeolojik çalışmalar, iki ülke arasındaki manevi bağları bilimsel bir derinlikle pekiştirmiştir. Hz. Osman öncesi döneme tarihlenen ve toplam 1774 buluntudan oluşan keşifler, erken İslam tarihine ışık tutmaktadır. Arkeolojik bulgular içeriği itibarıyla şu yazıt ve arşiv belgesinden oluşmaktadır:
- Nisa Suresi 58. ayetinin “Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve adaletle hükmetmenizi emreder” kazılı olduğu tarihi kaya yazıtı.
- Hicazi hatla yazılmış ve “İbrahim” isimli bir şahıs tarafından kaleme alınmış; “Allah Ömer bin Hattab’ın bu dünyada ve ahirette dostudur” ifadesini içeren nadide belge.
- Bölgede tespit edilen 3 tarihi saray ve yapı kalıntısı ile İslam devletinin ilk yıllarına ait toplumsal hafızayı taşıyan 461 İslami yazıt.
Söz konusu çalışmaların genişletilmesi ve yayılması erken dönem İslam tarihinin arkeolojik ve antropolojik bulgularla somutlaştırılması adına önem arz etmektedir. İki ülke arasındaki ilişkiler bakımından ise Osmanlı bakiyesinin İslam tarihi açısından sunduğu mimari, sosyal ve kültürel mirasın gün yüzüne çıkarılması, Osmanlı eliyle ortak medeniyet havzasına sunulan katkıların belirgin hale gelmesi açısından anlamlı olacaktır. Osmanlı Sultanı 2. Abdülhamid döneminde hac ve umre yolculuğunun kısaltılması amacıyla Şam ile Medine arasına inşa edilen Hicaz Demir Yolu’nun mukaddes topraklardaki istasyonu Medine Tren İstasyonu’nun tadilatının bir an önce tamamlanması, buradaki Osmanlı Devleti ve Suud Hanedanına ait bazı eşyaların sergilendiği müzenin envanterinin genişletilmesi, süreci destekleyen somut adımlardan biri olacaktır.
Sonuç
Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinin geleceği, büyük ölçüde bölgesel gelişmelerin seyrine ve iki ülke liderliklerinin izleyeceği politikalara bağlı olacaktır. ABD-İran gerginliğinin olası sonuçları, Irak’ın geleceği, enerji kaynaklarının güvenli pazarlanması ve Filistin Sorunu gibi başlıklar, her iki ülkeyi doğrudan ilgilendirdiğinden, bu alanlarda iş birliği ve koordinasyon kanallarının açık tutulması karşılıklı fayda üretecek niteliktedir. Bu çerçevede, algısal düzeyde de olumlu bir dönüşüm gözlenmektedir. Suudi Arabistan Krallığı’nın son yıllarda başlattığı yeni kimlik inşası süreciyle Türkiye kamuoyunda Suudi Arabistan imajı pozitif yönde gelişim gösterirken, benzer şekilde Türkiye algısı da pragmatik ve kurumsal bir bakış açısında seyretmektedir. Söz konusu karşılıklı algı değişiminin sürdürülmesi dini, siyasi, ekonomik ve kültürel düzlemlerde her iki ülkenin hem bölgesel hem de küresel gücünü artıracak bir potansiyel taşımaktadır.
İki ülke arasındaki yakın zamanda meydana gelen iş birliğinin en somut göstergesi, hayata geçirilmekte olan büyük ölçekli lojistik ve ekonomik koridor projeleridir. Kalkınma Yolu ve Modern Hicaz Demiryolu gibi girişimler, esasen Anadolu-Mezopotamya-Hicaz hattının tarihsel bütünlüğünün, bir asır sonra modern ulaşım ve enerji teknolojileriyle yeniden tesis edilmesi anlamına gelmektedir. Bu açıdan bakıldığında, söz konusu projeler salt ekonomik girişimler olmanın ötesinde, yapay siyasi sınırlarla bölünmüş bir coğrafyanın doğal bütünlüğüne dönüş eğilimini de simgelemektedir. Ancak bu vizyonun gerçekleşebilirliği, başta Suriye’deki siyasi istikrarın sağlanması olmak üzere, bölgesel koşulların projelere imkan verecek şekilde seyretmesine bağlıdır. Süreç içerisinde Türkiye ve Suudi Arabistan’ın bölgesel, küresel ve iç istikrarın sağlanması adına ortaya koyacakları ortak irade ise esas zemini teşkil etmektedir.
Sonuç olarak, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın ortaya koyduğu ortak siyasi irade, ikili ilişkilerin ötesinde bir anlam taşımaktadır. Bir yandan iki ülkenin bölgesel ve küresel konumunu güçlendirirken, diğer yandan İslam dünyasının uluslararası güç dengeleri içerisindeki ağırlığının yeniden tahkim edilmesine de hizmet etmektedir. Bu nedenle, iki ülke arasındaki bağların kurumsallaşarak derinleşmesi hem ikili hem de bölgesel istikrar açısından stratejik bir öncelik olarak değerlendirilmelidir.
Kaynakça
Anadolu Ajansı. (2026, 13 Haziran). Türkiye ile Suudi Arabistan arasında vize muafiyeti kararı Resmi Gazete’de. https://www.aa.com.tr/tr/gundem/turkiye-ile-suudi-arabistan-arasinda-vize-muafiyeti-karari-resmi-gazetede/3965783
Anadolu Ajansı. (2026, 12 Haziran). Suudi Arabistan’da Kur’an ayetlerinin de yer aldığı Hz. Osman dönemi öncesine ait buluntular keşfedildi. https://www.aa.com.tr/tr/kultur/suudi-arabistan-da-kur-an-ayetlerinin-de-yer-aldigi-hz-osman-donemi-oncesine-ait-buluntular-kesfedildi/3964929
Anadolu Ajansı. (2025, 14 Haziran). Hacılar, Osmanlı yadigarı Medine Tren İstasyonu Müzesi’ni ziyaret etti. https://www.aa.com.tr/tr/gundem/hacilar-osmanli-yadigari-medine-tren-istasyonu-muzesini-ziyaret-etti/3597973
Al Arabiya. (2026, June 10). الربط السككي بين السعودية وتركيا بديل استراتيجي للممرات البحريةhttps://ara.tv/fgfx2
Al Arabiya. (2026, June 9). السعودية وتركيا توقعان مذكرات تفاهم لتعزيز الربط السككي والخدمات اللوجيستية.https://ara.tv/f4apm
Ataman, M. (2009, Eylül). Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri: Temkinli ilişkilerden çok-taraflı birlikteliğe. Ortadoğu Analiz, 1(9), 72–81. https://www.orsam.org.tr/d_hbanaliz/8muhittin.pdf
Bostancı, M. (2020). Türkiye–Suudi Arabistan İlişkileri, 1926–1990. Türk Tarih Kurumu Yayınları.
Bostancı, M. (2023). Turkish-Arab Relations in the Axis of the Question of Palestine and the Establishment of Israel State. Tarih ve Gelecek Dergisi, 9(2), 244-257. https://doi.org/10.21551/jhf.1294348
Kingdom of Saudi Arabia, Vision 2030 Secretariat. (2026, 13 Haziran). https://www.vision2030.gov.sa/en
NTV. (2023, 30 Aralık). 10 soruda Suudi Arabistan’daki Süper Kupa krizi. https://www.ntv.com.tr/sporskor/galeri-10-soruda-suudi-arabistandaki-super-kupa-krizi,cms6bQQ3YU2nQLTnbvnCSQ/1
Öztop, M. (2024, 24 Nisan). Koridor savaşları: Kuşak-Yol, Kalkınma Yolu, IMEC. Türkiye Araştırmaları Vakfı. Erişim tarihi: 10 Haziran 2026, https://www.turkiyearastirmalari.org/2024/04/24/yayinlar/analiz/analiz-koridor-savaslari-kusak-yol-kalkinma-yolu-imec/
Rakipoğlu, M. (2024, Mart). Suudi Arabistan’ın yeni kimlik arayışı. Kriter Dergi, 8(88). https://kriterdergi.com/dis-politika/suudi-arabistanin-yeni-kimlik-arayisi
Tavukcu, S. (2026, 13 Haziran). Osmanlı devlet aklı günümüz küresel düzenini şekillendiriyor. Stratejik Düşünce Enstitüsü. https://www.sde.org.tr/sinan-tavukcu/genel/osmanli-devlet-akli-gunumuz-kuresel-duzenini-sekillendiriyor-kose-yazisi-65323
T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı. (2026, 3 Şubat). Türkiye ile Suudi Arabistan görüşmeleri sonrası ortak bildiri yayımlandı. https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/turkiye-ile-suudi-arabistan-gorusmeleri-sonrasi-ortak-bildiri-yayimlandi
Vohra, A. (2024, 28 Şubat). Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Koridorunun belirsiz geleceği. Dünya Siyaseti. Erişim tarihi: 10 Haziran 2026, https://dunyasiyaseti.com/icerik/hindistan-ortadogu-avrupa-koridorunun-belirsiz-gelecegi.html
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Platform: Müslüman Dünyanın Gündemi’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.































