Kahire’nin kalbinde yükselen El-Ezher Camii ve Külliyesi, yalnızca Mısır’ın değil, tüm İslam dünyasının en köklü eğitim ve kültür merkezlerinden biri olarak bin yılı aşkın bir süredir ayakta duruyor.

Fatımi komutanı Cevher el-Saklabi tarafından 969 yılında Kahire’nin kuruluşuyla birlikte temelleri atılan yapı, ilk Cuma namazına 972 yılında ev sahipliği yaptı. Adını Hz. Muhammed’in kızı Hz. Fatıma’nın “el-Zahra” unvanından aldığı kabul edilen bu muazzam külliye, başlangıçta Fatımi doktrinlerinin yayıldığı bir ibadethane iken zamanla çok yönlü bir ilim merkezine dönüştü.


Tarih boyunca Mısır’ı yöneten farklı hanedanların dokunuşlarıyla sürekli genişleyen El-Ezher, adeta İslam mimarisinin katmanlı bir özeti gibidir. Eyyubiler dönemindeki durağanlığın ardından Memlükler zamanında büyük bir ihyaya sahne olan yapı; Taybarsiyye, Akboğaviyye ve Cevheriyye gibi eklenen medreselerle devasa bir külliye kimliği kazandı. İbn Haldun, Makrizi ve Celaleddin es-Süyuti gibi dönemin öncü alimlerinin ders verdiği bu halkalar, dünyanın dört bir yanından gelen öğrencileri ağırladı.

Osmanlı döneminde de özerk yapısını koruyarak canlılığını sürdüren külliye; Mısırlıların yanı sıra Afrika’dan, Balkanlar’dan ve Asya’dan gelen öğrencilerin kaldığı yurtlarıyla uluslararası bir akademik ağ oluşturdu.


Geniş avlusunu çevreleyen zengin işlemeli revakları, farklı dönemlerin izlerini taşıyan görkemli minareleri ve zengin kütüphane mirasıyla El-Ezher, toplumsal ve siyasal tarihin de daima odağında yer aldı. Yüzyıllar boyunca adalet arayışlarının, işgallere karşı direnişlerin ve ilmi tartışmaların merkezi olan külliye, 20. yüzyılda geçirdiği reformlarla modern bir üniversite yapısına kavuşarak köklü geleneğini çağdaş akademik dünyayla buluşturmaya devam ediyor.






























