Günümüz, pek çok açıdan ‘belirsizlikler dönemi’ olarak adlandırılmayı hak eden bir süreci temsil etmektedir. Bu süreçte ulus-devletlerin gerçekliğini biçimlendiren yalnızca jeopolitik gelişmeler değil, bu gelişmeyle doğrudan ve dolaylı etkisi bağlamında jeokültürel yapılar da göz ardı edilemez. Bu yaklaşımla, jeopolitik gelişmelerin bir anlamda jeokültürel yapılarca belirlenebileceği ve yeniden inşa edilebileceğini ileri sürebiliriz. Bu yazıda, ‘Malay’ ve ‘Malay dünyası’ olarak adlandırdığımız toplumların, tüm değişimlere ve ulus-devlet sınırlamalarına rağmen varlığını sürdüren jeokültürel yapısına kısaca değinilecektir.
Günümüz jeopolitiği ve bunu oluşturan siyasal yaklaşımlara temel oluşturan ulus-devlet yapılaşmalarının, Malay dünyası ve kültürel zemini üzerindeki etkisini anlamlandırmak büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, Güneydoğu Asya bölgesinin jeopolitik zemininde tarihsel ve geleneksel varlığıyla dikkat çeken ancak son dönem gelişmeleri nedeniyle dar kalıplara sığdırılan, göz ardı edilen ve hatta unutulan ya da unutturulmaya çalışılan ‘Malay’ ve ‘Malay dünyası’ kavramları bütüncül boyutlarıyla ele alınmalıdır. ‘Malay’ ve ‘Malay dünyası’ olarak anlaşılmasını ileri sürdüğümüz toplumlar bugün, dünya üzerinde Güneydoğu Asya coğrafyası olarak bilinen bölgede varlıklarını sürmektedirler. Bu hatırlatma, Güneydoğu Asya’yı bütüncül biçimde anlamamıza olanak tanıyacak ögeler sunmakla kalmayacak aynı zamanda Malay dünyasının kültürel bir yapı olarak, bütünlüklü bir güç ve etki olarak ortaya çıkıp çıkamayacağının da tartışmaya açılmasına kapı aralayacaktır.
Malay tanımlamasına ilişkin görüşler arasında yer alan, “Malay toplumunun temel aidiyeti bir etnik veya dini birime yönelik değil aksine bir monarşiye yöneliktir” (Jones, 2015: xv) yaklaşımında haklılık payı olduğu gibi, söz konusu görüşün daha çok İslamiyet öncesi dönemden ilhamla ilişkilendirildiği göz önüne alındığında, tarihsel ve geleneksel yapılaşmaları dikkate alarak farklı tanımlar olduğuna dikkat çekilmelidir. Bir başka deyişle, tarihsel ve geleneksel yapılaşmalar arasında etnik ve dini yapının, en az yukardaki ifade kadar, önem arz ettiğine dair kayda değer göstergeler bulunmaktadır.
Yukardaki ifadenin sınırlandırıcılığını göz önünde bulundurduğumuzda şunu belirtmek gerekir: Malay dünyası salt bir coğrafya, ırk, kültür yapılaşmasına indirgenemez aksine tarihsel ve geleneksel devamlılıkla dikkat çekilen tüm bu unsurları hala bünyesinde potansiyel olarak barındırmaktadır. Bu iddianın anlaşılabilmesine katkısı olacağı düşüncesiyle konu, Güneydoğu Asya özelinde ele alınmalı ve tartışmaya açılmasının gündeme getirilmesi gerekmektedir.
Dil Olgusu
Yukarıda dikkat çekilen iddianın temelinde, dil olgusunun yattığı görülmektedir. Tarihin erken dönemlerinden itibaren bölgeyle ilgili yaklaşımları ortaya koyan özellikle farklı coğrafyalardan gelenlerin, tüm bölgeyi kendinde bir çaba olarak anlama ve tanımlama süreçlerinin eseri olarak ‘Malay’ kavramı gündeme gelmiştir. Bu kavramsallaştırma sürecinde ‘dil’ olgusu, doğal bir biçimde ve kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Dışardan gelenlerin bölgede tanık oldukları ve zamanla iletişim aracı olarak öğrendikleri bu dil; öğrenme sürecinin ögeleri olan sözlüklerden başlayarak çeşitli dilbilimsel çalışmalara ve geniş bir literatüre zemin hazırlamış, böylece Malay olgusunun önce sözlü ardından yazılı kültür geleneğinin oluşumuna ve gelişimine katkıda bulunmuştur.
Literatürde sıklıkla karşılaşılan ‘Bahasa Melayu’, yani Malay dili, tarihsel ve geleneksel devamlılığı açısından önem taşımaktadır. Tarihin erken dönemlerinde bölge toplumları arasında özellikle sahil kesimlerindeki toplumlarda iletişim aracı olan Malay dili, bu özelliğini bugün yukarıda zikredilen ulus-devlet sınırlarının oluşturduğu parçalı yapı içinde kısmen de olsa devam ettirmektedir. Nitekim Endonezya’da kullanılan dil bugün ‘Bahasa Endonezya’ adıyla anılmakla birlikte, yakın geçmişe kadar ‘Bahasa Melayu’ yani, Malay dili olarak adlandırılmaktaydı. (‘Bahasa Indonesia’, 1950: 31).
Dini-Kültürel Yapılar
Güneydoğu Asya bölgesi, çeşitli siyasal ve toplumsal kategoriler aracılığıyla ele alınabildiği gibi, din odaklı yapılaşmalar temelinde de sınıflandırmaya olanak tanımaktadır. Bu durum bölgede var olan ırksal ve etnik çeşitliliği ortadan kaldırmamakla beraber, daha bütüncül bir alan olarak toplumsal gerçekliği ele alma imkanı sunmaktadır. Söz konusu bu dini alanın ilkini, Güneydoğu Asya’nın kıta yönünde belirginlik gösteren Hint-Çini coğrafyasındaki Budist-Hindu yapılaşması oluştururken, ikinci alanı ise Malay Takımadaları bağlamında dini-kültürel bir öge olarak İslam temsil etmektedir.
Söz konusu her iki alanın kendi bünyesinde barındırdığı dini-kültürel zemin, yirminci yüzyılın ortalarından itibaren gündeme gelen ulus-devletleşme oluşumu çerçevesinde, alt birimler olarak adlandırılabilecek siyasi-hegemonik yapılara bürünmüştür. Yazının sınırlılığı nedeniyle Hint-Çini bağlamını bir kenara bırakarak, ikinci alana dair bazı görüşleri ortaya koyacağım. Tarihte, Malay Takımadaları (Malay Archipelago) ve/ya Nusantara olarak anılmış olan ve geniş bir coğrafyayı kapsayan bu bölgedeki toplumların İslamlaşmalarıyla birlikte ortaya çıkan söz konusu yapı, ulus-devletleşme sınırlamalarına karşın varlığını hala hissettirebilmektedir. Bu çerçevede, İslam’ın dini-kültürel yapısı içerisinde yer alan toplumsal grupların, bütüncül bir yaklaşım olarak kabul edilen, ‘Malay’ kavramıyla tanımlanmasını kültürel genişleme bir imkanı olarak görmek ve değerlendirmek mümkündür.
Ulus-devlet ve Malay Kavramı
Modern dönemin zorunlu bir unsuru olan ulus-devlet yapılaşmasının, tarihsel ve geleneksel bir devamlılık olarak kabul edilmesi gerektiğini ileri sürdüğümüz ‘Malay’ kavramını ve bu kavram bünyesinde ortaya çıkan veya çıkması beklenen ve Malay coğrafyasını içine alan toplumsal gerçekliği yansıttığını söylemek güçtür. Güneydoğu Asya’da, yirminci yüzyılın ortalarından itibaren sırasıyla, ulus-devletleşme tecrübesini yaşayan Endonezya Cumhuriyeti, Malezya Federasyonu, Bruney Sultanlığı çerçevesinde, ‘Malay’ varlığının günümüz jeo-kültürel yerini anlamaya katkısı bağlamında, burada belki de sorunsalı demek daha doğru, bu kavram üzerinde kısaca durulmalıdır.
Malay dünyası olarak adlandırdığımız günümüz küresel toplum, içerisinde sahip olduğu toplumsal ve etnik farklılıklar ile dikkat çeker. Bununla birlikte, ‘Malay’ kavramının tüm bu farklı unsurları bir arada ele almamızı sağlayan tarihsel ve geleneksel boyutlarıyla oldukça donanımlı olduğu görülür. Bununla birlikte, farklı tanımlarla karşılaştığımız da bir gerçektir. Bu durum, ilgili yazarların kavramı hangi açıdan ve hangi disiplin bağlamında ele aldıklarıyla ilintilidir. Hiç kuşku yok ki, bu farklılaşmanın veya ortaya koymak istediğim üzere kavramı sınırlandırma çabasının ulus-devlet yapısının zorunlu bir ürünü olduğunu söylemek gerekiyor. Bu sınırlandırma çabasını günümüz Malezya Federasyonu’nda devlet otoritesinin toplumun neredeyse, her alanını çerçeveleme veya sınırlandırma çabasının ürünü olarak çıktığı iddiası göz ardı edilmemelidir.
Bu kavramsal genişliği ve toplumsal karşılığına karşın Malay kavramını, günümüzde bu bölgede, modern bir ulus-devlet olan Malezya Federasyonu ile karıştırma yanlışı ile bu kavramın, tarihsel ve geleneksel bağlamlara tekabül eden bütüncüllüğünün anlaşılamamış olması bizleri tarihsel bağlamı kadar, bugünün yani, çağdaş jeopolitik, jeoekonomik ve jeodini ile ilintili alanlarını anlamamızı zorlaştırmaktadır. Malezya’daki ‘Malay’ları tanımlama konusunda şöyle bir ifade dikkat çeker: “Malay, İslam dinine mensup, Malay dilini konuşan ve Malay geleneğine bağlı olan kişidir” (Melayu ertinya seseorang yang menganuti agama Islam, lazim bercakap bahasa Melayu, menurut adat istiadat Melayu (Din, 2016: 19). Bu tanım, içinde doğruluk payı taşımakla birlikte, Malezya Federasyonu ulus-devlet sınırlılığına hapsedilmişliğini ortaya koymaktadır. Bu sınırlılık, ulus-devlet bünyesinde önde gelen Çin ve Hintli gibi etnik gruplar karşısında gizli/açık savunmacı bir yaklaşımın izini taşımaktadır. Oysa, ‘Malay’ kavramı antropolojik ve sosyolojik olarak çok daha evrensel bir karşılığa tekabül eder.
Bu sığ bakış açısının dışında ve ötesinde, Malay kavramını evrensel boyuta taşıyan tanım çabalarının olduğunu da tanık oluyoruz. Sinar bir yandan geleneksel Malay monarşiye mensupken, öte yandan akademik ilgisi ve çalışmaları nedeniyle görüşlerine dikkat çekilmesi gereken bir isimdir. Malay’ın Müslüman oluşu, Malay dilini konuşması ve Malay geleneğine bağlılığı gibi genelgeçer tanımı gündeme taşırken, yukarda sunulan tanımın dışında ulus-devlet sınırlılığına düşmemekte aksine, ‘Malay’ kavramına gayet önemli bir kapsayıcılık kazandırmaktadır (Sinar, 1996: 1). Sinar, bu temel tanımda hem fikir olduğu gibi, zamanla ortaya koyduğu düşünceyle Malay bakış açısını veya dünya görüşünü Kuzey Sumatra sınırlarından öte coğrafyalara taşımasıyla Malay dili ve kültürüne evrensellik iddiasını gündeme taşımaktadır (Umry, 2011: 2).
Günümüz Güneydoğu Asya coğrafyasında varlık süren Malay toplumlarını, tek tek ulus-devletlere bölünmüşlükleriyle değil, bunun dışında çok daha kapsamlı ve evrensel mahiyetiyle ele alınmayı hak etmektedir. Bu durum, Malay kavramının içkin olduğu dil ve zamanla bölge toplumlarının İslamlaşmasıyla ortaya çıkan ve var olan kültürel yapıya eklemlenerek genişleyen tarihsel süreçlerin bir sonucudur. Nihayetinde, tarihsel, geleneksel ve dini devamlılıkları ile ele aldığımızda, Malay kavramının gayet kuşatıcı bir kavram olarak işlevsellik kazandığı görülür.
Kaynaklar
‘Bahasa Indonesia’, (1950, Madjallah Rakyat ‘Bahasa Indonesia’, No. 1, Djawatan Pendidikan Masjarakat.
Din, A. (2016). “Asas Kebudayaan Melayu”. Asas Kebudayaan dan Kesenian Melayu, Bangi: Penerbit Universiti Kebangsaan Malaysia. 19-28.
Jones, Russell. (2013). “Introduction”, The Pasai Chronicle, Kuala Lumpur: Institute Terjemahan&Buku Malaysia-ITBM. (xii-xxxii).
Sinar, Tengku Luckan. (1996). “Adat dan Budaya Melayu di Pesisir Timur Sumatera”. Seminar Adat Melayu Serantau, 9-12 September 1996, Kerajaan Negeri Melaka, Dengan Kerjasama: Perbadanan Muzium Melaka; Institut Kajian Patriotisma Malaysia, Lembaga Bahasa Melayu, Akademi Seni Melaka, 1-11.
Umry, Shafwan Hadi. (2011). “Tengku Luckman, Tuan Sri Lanang Dari Serdang”. Media Forkala: Media informasi, kominikasi Adat dan Budaya Daerah, Edisi I. 2-5.
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Platform: Müslüman Dünyanın Gündemi’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.




































