“Filistinliler de zeytin ağacı gibi pes etmek nedir bilmiyor.”
Filistin görsel sanatının öncülerinden, direniş ve kültürel hafızanın sembol ismi Süleyman Mansur (1947 – 24 Ağustos 2026), 79 yaşında hayatını kaybetti. Yarım asrı aşan sanat yaşamı boyunca resimleri, heykelleri ve kuramsal çalışmalarıyla Filistin halkının direniş (sumud) ruhunu dünya görsel hafızasına kazıdı.
Mansur’u dünya çapında tanıtan en ikonik çalışması, 1973 yılında resmettiği Jamal Al Mahamel III (Zorlukların Devesi / Yük Devesi) oldu. Sırtında göz biçimindeki bir bohça içinde Kubbetü’s-Sahra ve Kudüs şehrini taşıyan yaşlı, yorgun Filistinli hammal tasviri yurt arayışının, kimliğin ve mülteciliğin en güçlü simgelerinden birine dönüştü.

Mansur, 1947’de Ramallah yakınlarındaki Birzeit kentinde doğdu. Kudüs’teki Bezalel Sanat ve Tasarım Akademisi’nde eğitim gördü. Batı tarzı soyut sanata yönelmek yerine halkın günlük yaşamını ve gerçekliğini yansıtan figüratif/sembolik bir dili tercih etti.
1987’deki Birinci İntifada döneminde İsrail boykotunu sanata taşıdı. “Yeni Vizyonlar” (New Visions) kolektifinin öncülerinden biri olarak İsrail üretimi ticari boya ve tuvalleri reddetti. Bunun yerine Filistin toprağını, çamuru, samanı, kahveyi ve kınayı temel sanatsal malzemesi yaptı. Çamurun kururken çatlamasını Filistin coğrafyasındaki parçalanmışlıkla özdeşleştirdi.

Eserlerinde 1948 Nakba’sını simgeleyen portakal ağaçları, toprağa kök salmayı simgeleyen zeytin ağaçları, geleneksel nakışlı elbise giyen güçlü kadın figürleri ile Kenan, Doğu ve İslam sanatının geometrik unsurlarını harmanladı.

Mansur, fırçasının yanı sıra Filistin sanat altyapısının inşasına da öncülük etti. 1986–1990 yılları arasında Filistinli Sanatçılar Birliği Başkanlığı görevini yürüttü. 1994’te Doğu Kudüs’teki Al-Wasiti Sanat Merkezi’nin ve 2004’te Filistin Uluslararası Sanat Akademisi’nin kurucu kurulunda yer aldı. Eserleri Paris Institut du Monde Arabe, Doha Mathaf ve Abu Dabi Guggenheim gibi dünyanın önde gelen müzelerinde sergilendi ve koleksiyonlara girdi.
24 Ağustos 2026’da Kudüs’te hayatını kaybeden Süleyman Mansur, geride bir ulusun hafızasına, toprağına ve özgürlük mücadelesine adanmış bir miras bıraktı.




































