5 Ağustos İslami İnsan Hakları ve İnsan Onuru Günü, İslam dünyasının küresel insan hakları söylemine kendi hukuki ve manevi müktesebatıyla katkı sunma çabasını temsil eden simgesel bir gündür.
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üye ülkeleri, 5 Ağustos 1990 tarihinde Mısır’da düzenlenen 19. İslam Dışişleri Bakanları Konferansı’nda İslam’da İnsan Haklarına İlişkin Kahire Deklarasyonu’nu kabul etmiştir. Bildirgenin kabul edildiği bu tarihi yaşatmak amacıyla İslam İşbirliği Teşkilatı, 2008 yılında aldığı kararla 5 Ağustos gününü resmi olarak “İslam İnsan Hakları ve İnsan Onuru Günü” ilan etmiştir.
İslam’da insan hakları
İslam’ın insan hakları anlayışı, hak ve sorumluluk dengesine dayanır; bireysel hakları ahlak, adalet ve toplum yararıyla bir bütün olarak görür. Bu bütüncül yaklaşım, insan onurunu korurken huzurlu ve dayanışmacı bir toplum yapısını hedefler.
5 Ağustos İslami İnsan Hakları ve İnsan Onuru Günü nasıl ortaya çıktı ve neyi hedefliyor?
Kahire Deklarasyonu, BM’nin 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne reddiye üretmek yerine, temel hakları İslam hukukunun değerleriyle temellendiren kültürel ve felsefi bir çerçeve çizer. Bu yaklaşımda insan onuru (keramet-i insan), devredilemez ve doğuştan gelen ilahi bir hak olarak tanımlanır. Yaşama hakkı, mülkiyet, adalet ve aile kurumunun korunması gibi kavramlar hem bireysel dokunulmazlığın hem de toplumsal dengenin ana unsurları kabul edilir.
Günümüz uluslararası ilişkilerinde 5 Ağustos; İslam karşıtlığı (İslamofobi), ayrımcılık ve nefret söylemiyle hukuki zeminde mücadele etme mecrası olarak öne çıkıyor. İİT Bağımsız Daimi İnsan Hakları Komisyonu (IPHRC) ve İİT Parlamenter Birliği (PUIC) gibi uluslararası organlar, yayımladıkları değerlendirmelerde evrensel insan hakları ilkeleri ile İslami adalet anlayışının çatışmadığını, aksine birbirini tamamladığını savunuyor. İslamofobik eylemlerin çoğaldığı ve Gazze’de her gün insan haklarının çiğnendiği bu günlerde insan onurunun korunması yalnızca uluslararası antlaşmaların bir gereği değil, aynı zamanda ahlaki ve toplumsal bir ödev olarak konumlandırılıyor.
Malezya’daki Müslüman STK’ların küresel insan hakları söylemini şekillendirmedeki yeriyle alakalı Sharifah Nursyahidah Syed Annuar‘ın yazdığı analiz yazısı için: Sivil Toplum ve İnsan Hakları Savunuculuğu: Malezya’dan Dersler




































