Platform
  • English
No Result
View All Result
  • PLATFORM
  • HABERLER
    İLKE Agenda: Muzzammil Ayyub Thakur ile Keşmir’in “Filistinleştirilmesi”

    İLKE Agenda: Muzzammil Ayyub Thakur ile Keşmir’in “Filistinleştirilmesi”

    İLKE Agenda: Muzzammil Ayyub Thakur ile Keşmir’in “Filistinleştirilmesi”

    The Platform Talks: Kinda Hawasli ile 8 Aralık Sonrası Suriye

    İLKE Agenda: Muzzammil Ayyub Thakur ile Keşmir’in “Filistinleştirilmesi”

    The Platform Talks: Azzam Tamimi ile 7 Ekim Sonrası Filistin

    İLKE Agenda: Muzzammil Ayyub Thakur ile Keşmir’in “Filistinleştirilmesi”

    İLKE Agenda: Gazze Soykırımı Günlerinde Aktivizm ve İslamofobi

    Filistin Sempozyumu: Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği

    Filistin Sempozyumu: Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği

    Filistin Sempozyumu: Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği

    Müslüman Dünyada Çağdaş Düşünce Konferansı’nda buluşuyoruz!

    Filistin Sempozyumu: Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği

    Müslüman Dünyada Çağdaş Düşünce Konferansı

    Filistin Sempozyumu: Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği

    Dr. Jonathan Brown “İslam’ın Siyahiliğe ve Köleliğe Yaklaşımı” adlı seminer gerçekleştirdi.

  • ANALİZLER
    • All
    • Düşünce
    • Eğitim
    • Ekonomi
    • Enerji ve Çevre
    • Göç
    • Medya, Kültür ve Sanat
    • Temel Hak ve Özgürlükler
    • Toplumsal Meseleler
    İran’ın Savaştaki Hedefi Zafer mi, Hayatta Kalmak mı?

    İç ve Dış Baskılar Altında İran İslam Cumhuriyeti’nin Zor Sınavı

    Filistin’de Çocuk Olmak: 5 Nisan Filistinli Çocuklar Günü

    Filistin’de Çocuk Olmak: 5 Nisan Filistinli Çocuklar Günü

    İran Saldırıları Sonrası Körfez’de Güvenlik, Kırılganlık ve Yeni Denge Arayışı

    İran Saldırıları Sonrası Körfez’de Güvenlik, Kırılganlık ve Yeni Denge Arayışı

    İran’ın Savaştaki Hedefi Zafer mi, Hayatta Kalmak mı?

    İran’ın Savaştaki Hedefi Zafer mi, Hayatta Kalmak mı?

    Gazze’de Barış Planı Tartışması: Yardım, Güvenlik ve Hukuk

    Gazze’de Barış Planı Tartışması: Yardım, Güvenlik ve Hukuk

    Uluslararası Sistem ve Ortadoğu’nun Geleceği

    Uluslararası Sistem ve Ortadoğu’nun Geleceği

  • SÖYLEŞİLER
    A Possible New Breath in Regional Balances: The Alliance of Türkiye, Pakistan, Egypt, and Saudi Arabia

    Bölgesel Dengelerde Olası Yeni Bir Soluk: Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan İttifakı

    Sandıktan Sokağa: Tanzanya’da Seçim Sonrası Yükselen Toplumsal Dalga

    Sandıktan Sokağa: Tanzanya’da Seçim Sonrası Yükselen Toplumsal Dalga

    Müslüman Nüfusa Karşı Güvenlikleştirme

    Müslüman Nüfusa Karşı Güvenlikleştirme

    Gurbet Hikayeleri

    Gurbet Hikayeleri

    Göçü Yönetmek: Dr. Mehmet Köse’yle Söyleşi

    Göçü Yönetmek: Dr. Mehmet Köse’yle Söyleşi

    İstanbul’daki Uluslararası Öğrencilerle Söyleşi

    İstanbul’daki Uluslararası Öğrencilerle Söyleşi

    Zaytuna College Lisansüstü Eğitim Dekanı Maşuk Yamaç’la Söyleşi

    Zaytuna College Lisansüstü Eğitim Dekanı Maşuk Yamaç’la Söyleşi

    Gazze’den Bir Ses

    Gazze’den Bir Ses

    Filistinli Kadınları Anlamak: Yıldız Ramazanoğlu

    Filistinli Kadınları Anlamak: Yıldız Ramazanoğlu

  • DÜNYADAN SESLER
    Voices from the Muslim World | Sari Hanafi (with Turkish subtitles)

    Voices from the Muslim World | Sari Hanafi (with Turkish subtitles)

    Voices from the Muslim World | Ovamir Anjum

    Voices from the Muslim World | Ovamir Anjum

    VOICES FROM THE MUSLIM WORLD | DR. YASIR QADHI

    VOICES FROM THE MUSLIM WORLD | DR. YASIR QADHI

    VOICES FROM THE MUSLIM WORLD | DR. ADEEL MALIK

    VOICES FROM THE MUSLIM WORLD | DR. ADEEL MALIK

  • SAYILAR
  • VERİTABANI
    • All
    • Hareketler
    • Kurumlar
    • Şahsiyetler
    Pak-Türk Maarif

    Pak-Türk Maarif

    İslam Vakfı

    İslam Vakfı

    Avrupa Fetva ve Araştırma Konseyi

    Avrupa Fetva ve Araştırma Konseyi

    Tokyo Camii ve Diyanet Türk Kültür Merkezi

    Tokyo Camii ve Diyanet Türk Kültür Merkezi

  • PLATFORM
  • HABERLER
    İLKE Agenda: Muzzammil Ayyub Thakur ile Keşmir’in “Filistinleştirilmesi”

    İLKE Agenda: Muzzammil Ayyub Thakur ile Keşmir’in “Filistinleştirilmesi”

    İLKE Agenda: Muzzammil Ayyub Thakur ile Keşmir’in “Filistinleştirilmesi”

    The Platform Talks: Kinda Hawasli ile 8 Aralık Sonrası Suriye

    İLKE Agenda: Muzzammil Ayyub Thakur ile Keşmir’in “Filistinleştirilmesi”

    The Platform Talks: Azzam Tamimi ile 7 Ekim Sonrası Filistin

    İLKE Agenda: Muzzammil Ayyub Thakur ile Keşmir’in “Filistinleştirilmesi”

    İLKE Agenda: Gazze Soykırımı Günlerinde Aktivizm ve İslamofobi

    Filistin Sempozyumu: Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği

    Filistin Sempozyumu: Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği

    Filistin Sempozyumu: Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği

    Müslüman Dünyada Çağdaş Düşünce Konferansı’nda buluşuyoruz!

    Filistin Sempozyumu: Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği

    Müslüman Dünyada Çağdaş Düşünce Konferansı

    Filistin Sempozyumu: Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği

    Dr. Jonathan Brown “İslam’ın Siyahiliğe ve Köleliğe Yaklaşımı” adlı seminer gerçekleştirdi.

  • ANALİZLER
    • All
    • Düşünce
    • Eğitim
    • Ekonomi
    • Enerji ve Çevre
    • Göç
    • Medya, Kültür ve Sanat
    • Temel Hak ve Özgürlükler
    • Toplumsal Meseleler
    İran’ın Savaştaki Hedefi Zafer mi, Hayatta Kalmak mı?

    İç ve Dış Baskılar Altında İran İslam Cumhuriyeti’nin Zor Sınavı

    Filistin’de Çocuk Olmak: 5 Nisan Filistinli Çocuklar Günü

    Filistin’de Çocuk Olmak: 5 Nisan Filistinli Çocuklar Günü

    İran Saldırıları Sonrası Körfez’de Güvenlik, Kırılganlık ve Yeni Denge Arayışı

    İran Saldırıları Sonrası Körfez’de Güvenlik, Kırılganlık ve Yeni Denge Arayışı

    İran’ın Savaştaki Hedefi Zafer mi, Hayatta Kalmak mı?

    İran’ın Savaştaki Hedefi Zafer mi, Hayatta Kalmak mı?

    Gazze’de Barış Planı Tartışması: Yardım, Güvenlik ve Hukuk

    Gazze’de Barış Planı Tartışması: Yardım, Güvenlik ve Hukuk

    Uluslararası Sistem ve Ortadoğu’nun Geleceği

    Uluslararası Sistem ve Ortadoğu’nun Geleceği

  • SÖYLEŞİLER
    A Possible New Breath in Regional Balances: The Alliance of Türkiye, Pakistan, Egypt, and Saudi Arabia

    Bölgesel Dengelerde Olası Yeni Bir Soluk: Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan İttifakı

    Sandıktan Sokağa: Tanzanya’da Seçim Sonrası Yükselen Toplumsal Dalga

    Sandıktan Sokağa: Tanzanya’da Seçim Sonrası Yükselen Toplumsal Dalga

    Müslüman Nüfusa Karşı Güvenlikleştirme

    Müslüman Nüfusa Karşı Güvenlikleştirme

    Gurbet Hikayeleri

    Gurbet Hikayeleri

    Göçü Yönetmek: Dr. Mehmet Köse’yle Söyleşi

    Göçü Yönetmek: Dr. Mehmet Köse’yle Söyleşi

    İstanbul’daki Uluslararası Öğrencilerle Söyleşi

    İstanbul’daki Uluslararası Öğrencilerle Söyleşi

    Zaytuna College Lisansüstü Eğitim Dekanı Maşuk Yamaç’la Söyleşi

    Zaytuna College Lisansüstü Eğitim Dekanı Maşuk Yamaç’la Söyleşi

    Gazze’den Bir Ses

    Gazze’den Bir Ses

    Filistinli Kadınları Anlamak: Yıldız Ramazanoğlu

    Filistinli Kadınları Anlamak: Yıldız Ramazanoğlu

  • DÜNYADAN SESLER
    Voices from the Muslim World | Sari Hanafi (with Turkish subtitles)

    Voices from the Muslim World | Sari Hanafi (with Turkish subtitles)

    Voices from the Muslim World | Ovamir Anjum

    Voices from the Muslim World | Ovamir Anjum

    VOICES FROM THE MUSLIM WORLD | DR. YASIR QADHI

    VOICES FROM THE MUSLIM WORLD | DR. YASIR QADHI

    VOICES FROM THE MUSLIM WORLD | DR. ADEEL MALIK

    VOICES FROM THE MUSLIM WORLD | DR. ADEEL MALIK

  • SAYILAR
  • VERİTABANI
    • All
    • Hareketler
    • Kurumlar
    • Şahsiyetler
    Pak-Türk Maarif

    Pak-Türk Maarif

    İslam Vakfı

    İslam Vakfı

    Avrupa Fetva ve Araştırma Konseyi

    Avrupa Fetva ve Araştırma Konseyi

    Tokyo Camii ve Diyanet Türk Kültür Merkezi

    Tokyo Camii ve Diyanet Türk Kültür Merkezi

No Result
View All Result
Platform
No Result
View All Result
Home Analizler

İran Saldırıları Sonrası Körfez’de Güvenlik, Kırılganlık ve Yeni Denge Arayışı

Feyza Gümüşlüoğlu by Feyza Gümüşlüoğlu
24 Mart 2026
in Analizler, Düşünce
A A
0
İran Saldırıları Sonrası Körfez’de Güvenlik, Kırılganlık ve Yeni Denge Arayışı
0
SHARES
2
VIEWS
Share on FacebookShare on Twitter


28 Şubat 2026’da ABD-İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan ve ardından İran’ın Körfez ülkelerini hedef almasıyla bölgeye yayılan savaş, Körfez’in son yirmi yılda büyük emekle kurduğu temel bir varsayımı yıktı: Körfez güvenlidir. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Bahreyn, Katar ve benzeri küçük Körfez devletleri, büyük güçlerle yakın ilişki kurarak kendilerini bölgesel yangının dışında tutabilir varsayımını… Son haftalar bunun her zaman böyle olmadığını gösterdi ve Körfez’in de sonuçta Ortadoğu’nun bir parçası olduğu gerçeğini yeniden hatırlattı. 

Savaş yalnızca İran ile ABD-İsrail ekseni arasındaki askeri gerilimi büyütmedi; aynı zamanda Körfez’in son yirmi yılda inşa ettiği siyasi, ekonomik ve psikolojik düzeni de derinden sarstı. Çatışmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, İran’ın kendisiyle doğrudan savaşta olmayan Körfez ülkelerinin istisnasız tamamını hedef alması oldu. BAE, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Umman ve Suudi Arabistan’ın farklı yoğunluklarda füze ve İHA saldırılarına maruz kalması, bölgesel çatışmalarda “tarafsız kalmanın” ya da “savaşa taraf olmamanın” artık yeterli bir koruma sağlamadığını ortaya koydu.

İran’ın bu ülkeleri doğrudan hedef alması, ilk bakışta cezalandırıcı ve caydırıcı bir stratejinin parçası olarak okunabilir. Tahran açısından Körfez ülkeleri, fiilen savaşa girmemiş olsalar bile, ABD’nin bölgesel askeri mimarisinin parçası olan, Amerikan üslerine ev sahipliği yapan, Washington ile güvenlik ilişkileri bulunan ve savaşın lojistik ya da istihbari denkleminde tamamen dışarıda tutulamayacak aktörlerdi. İran bu saldırılarla yalnızca askeri değil, siyasi bir mesaj da verdi: Bölgesel savaşın maliyeti yalnızca savaşan taraflarla sınırlı kalmayacaktır. Bu yaklaşım, Körfez monarşilerine coğrafyanın dayattığı gerçekliği yeniden hatırlattı.

Burada dikkat çekici olan nokta, İran’ın sadece kendisine açık şekilde mesafeli duran ülkeleri değil, son yıllarda diyalog kanallarını açık tutmaya çalışan ülkeleri de vurmuş olmasıdır. Özellikle Umman gibi uzun süredir İran’la dengeli ilişki kuran bir aktörün dahi saldırılardan tamamen muaf kalmaması, son dönemde Körfez’de öne çıkan yumuşama ve gerilim azaltma siyasetinin sınırlarını açığa çıkardı. 2019’dan itibaren özellikle Suudi Arabistan ve BAE, İran’la doğrudan çatışmayı azaltmak, karşılıklı diyaloğu artırmak ve bölgesel tansiyonu düşürmek için daha temkinli bir çizgiye yönelmişti. Ancak son savaş, bu yaklaşımın Körfez’i İran’ın misillemesinden korumaya yetmediğini gösterdi.

“Güvenli Bölge” İmajına Darbe

Bu gelişmenin en önemli sonucu, Körfez’in uzun yıllardır pazarladığı “güvenli bölge” imajının ciddi biçimde yara almış olmasıdır. Körfez ülkeleri, özellikle de Dubai, Abu Dabi, Doha ve Riyad, kendilerini çalkantılı bir Ortadoğu’nun ortasında istikrar, refah ve öngörülebilirlik adaları olarak konumlandırmıştı. Bu imaj; turizmi, küresel sermayeyi, lojistik ağlarını, havayolu taşımacılığını, uluslararası şirket merkezlerini ve büyük ölçekli yatırım projelerini besleyen temel unsurdu. İran saldırılarıyla birlikte bu modelin en kritik dayanağı sarsıldı: güvenlik algısı.

Bir ülkenin ya da bölgenin ekonomik çekim merkezi olabilmesi için yalnızca altyapıya, sermayeye ve vizyona değil, aynı zamanda güvenlik algısına ihtiyacı vardır. Körfez’in bugüne kadarki başarısı, tam da bu hissi satın alınabilir, sürdürülebilir ve yönetilebilir kılmasından kaynaklanıyordu. Şimdi ise petrol ve doğal gaz tesislerinin hedef alınabilmesi, Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanması, sivil altyapının tehdit altında olması ve şehir merkezlerinde patlamaların yaşanması, Körfez ekonomilerinin kırılganlığını daha hiç olmadığı kadar görünür hale getirdi. Bu durum sadece kısa vadeli bir güvenlik sorunu değildir, aynı zamanda Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 gibi iddialı dönüşüm projelerini, BAE’nin küresel finans ve lojistik merkezi olma iddiasını ve genel olarak Körfez’in çeşitlendirme stratejilerini doğrudan etkileyebilecek yapısal bir sınama. 

Saldırılar Körfez’i Nasıl Dönüştürür? 

Bundan sonra Körfez ülkelerini bekleyen dönüşüm, her şeyden önce güvenlik anlayışında yaşanacaktır. Muhtemelen daha fazla savunma harcaması, kritik altyapının daha yoğun biçimde korunması, hava savunma sistemlerinin genişletilmesi, enerji tesislerinin daha fazla tahkim edilmesi ve siber-fiziksel güvenliğin birlikte ele alınması gibi adımlar gündeme gelecektir. Ancak dönüşüm yalnızca teknik ya da askeri boyutta olmayacaktır. Körfez başkentleri artık güvenliğin dışarıdan ithal edilen bir şemsiye ile garanti altına alınamayacağını daha net görecektir. Bu da onları hem dış ortaklıklarını çeşitlendirmeye hem de kendi aralarındaki güvenlik koordinasyonunu yeniden düşünmeye itecektir.

Tam da bu noktada, Körfez bölgesinin güvenliği için ortak bir mekanizma kurulmasının ne ölçüde mümkün olduğu sorusu önem kazanıyor. Teoride, İran tehdidinin tüm Körfez ülkelerini hedef almış olması, ortak bir güvenlik mimarisi kurmak için güçlü bir gerekçe yaratıyor. Aynı tehdit algısı, ortak erken uyarı sistemleri, koordineli hava savunması, deniz güvenliği işbirliği ve kriz anlarında birlikte hareket edebilecek siyasi-askeri platformların inşasını teşvik edebilir. Körfez ülkelerinin bu zamana kadar İran konusunda tehdit algılarının seviyesi birbiriyle aynı değildi. Ancak son saldırılardan herkesin, bütün ülkelerin nasibini alması, İran tehdidini daha önce hiç olmadığı kadar ortak bir somut realite haline getirdi. Bu nedenle yeni dönemde, tam anlamıyla entegre bir Körfez güvenlik mimarisinin kısa vadede ortaya çıkması zor olsa da Körfez ülkeleri arasında çok daha sıkı bir işbirliği beklenebilir. 

Körfez ülkelerinin önündeki temel sorun yalnızca İran değil. Bu savaş, aynı zamanda ABD’ye duyulan ve zaten aşınmış olan güveni daha da aşındırdı. Körfez monarşileri yıllardır Amerikan güvenlik şemsiyesi altında hareket etseler de, son gelişmeler Washington’un bölgeyi güven ve istikrara kavuşturan değil, artık güvensizleştiren ve istikrarsızlaştıran bir güç olduğu algısını pekiştirdi. Körfez açısından mesele artık yalnızca “İran’dan nasıl korunuruz?” sorusu değil, aynı zamanda “ABD’nin sürüklediği çatışmaların maliyetini nasıl yönetiriz?” sorusu. Bu nedenle önümüzdeki dönemde Körfez ülkeleri ABD’den kopmayacak fakat ona tam anlamıyla yaslanmanın risklerini daha fazla hesaba katacaktır. Zaten uzun yıllardır devam eden savunma işbirliklerini çeşitlendirme stratejisi ivme kazanacaktır, ancak ABD’den gerçek bir kopuş beklemek hala gerçekçi değil. 

Olası Senaryolar 

Tüm bu tablo içinde Körfez için birkaç olası senaryo öne çıkıyor. İlk senaryo, savaşın ardından zayıflamış ama daha sertleşmiş, daha öfkeli ve daha öngörülemez bir İran’ın ortaya çıkmasıdır. Bu durumda Körfez ülkeleri, kapasitesi aşınmış olsa da intikam duygusu yüksek, nükleer eşiğe daha yakın ve vekil ya da doğrudan saldırılara daha yatkın bir İran’la yaşamak zorunda kalabilir. Bu senaryo, bölge için uzun süreli ve düşük yoğunluklu ama sürekli bir tehdit ortamı yaratır.

İkinci senaryo, İran içindeki düzenin çözülmesi ve ülkenin ciddi bir istikrarsızlık sarmalına girmesidir. Bu durum, ilk bakışta bazı çevrelerce fırsat gibi görülebilir, ancak Körfez açısından belki de en tehlikeli ihtimal budur. Devlet kapasitesini kaybetmiş, etnik fay hatları boyunca parçalanan, sınırlarından silah, milis, mülteci ve istikrarsızlık ihraç eden bir İran, Körfez için yönetilmesi çok daha zor bir güvenlik ortamı doğurur. Körfez ülkeleri açısından güçlü ama öfkeli bir İran mı, yoksa dağılmış ve kaos üreten bir İran mı daha büyük tehdit sorusunun net bir cevabı yok; fakat her iki seçenek de güven verici değil. 

Üçüncü ve görece daha olası senaryo ise, Körfez ülkelerinin bir yandan İran’la zorunlu bir denge ilişkisi kurmaya çalışırken, diğer yandan çok yönlü dış politika ve savunma ortaklıklarını derinleştirmesi. Çin, Rusya, Türkiye, Fransa ve başka aktörlerle ilişkilerin genişlemesi, Körfez’e daha fazla manevra alanı sağlayabilir. Ancak bu da bölgeye gerçek anlamda kolektif ve istikrarlı bir güvenlik düzeni getirmeyebilir. Daha ziyade, çok kutuplu, daha işlem bazlı, daha parçalı ve daha belirsiz bir düzen ortaya çıkabilir.

Sonuç olarak 28 Şubat sonrası savaş, Körfez için kritik bir dönüm noktası. İran’ın doğrudan savaşta olmayan komşularını hedef alması, bölgesel savaşların artık tarafsız alan bırakmadığını gösterdi. Körfez’in “istikrar adası” anlatısı ağır yara aldı. Bundan sonra bölge daha korumacı, daha temkinli, daha çok yönlü ve daha güvensiz bir döneme girecek. En büyük soru, Körfez’in bu kırılmayı ortak bir güvenlik vizyonuna dönüştürüp dönüştüremeyeceği. Şimdilik görünen, bölgenin daha düzenli değil daha kırılgan; daha güvenli değil daha öngörülemez bir Ortadoğu’ya uyum sağlamaya çalışacağı ve bu Ortadoğu’dan hiç kimsenin azade olamayacağı… 

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Platform: Müslüman Dünyanın Gündeminin editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Feyza Gümüşlüoğlu

Feyza Gümüşlüoğlu

Feyza Gümüşlüoğlu, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden 2009 yılında mezun oldu. 2010’da Katar Üniversitesi’nde yeni açılan Körfez Çalışmaları alanında yüksek lisansa başladı. Bu dönemde çeşitli Türkçe mecralar için Körfez’den yazılar kaleme almaya başladı. 2011’den itibaren Anadolu Ajansı’nın ilk Körfez temsilcisi ve Katar muhabiri olarak görev yaptı. 2013’te Suriyeli muhaliflerin hayat hikâyelerini ele aldığı Suriye’de Muhalif Olmak adlı ilk kitabını yayımladı. Katar’ın The Peninsula gazetesinde haftalık röportajlar yaptı. Washington DC’deki Middle East Institute adlı düşünce kuruluşunda bir dönem araştırma asistanı olarak görev aldı. 2017’de Türkiye’ye döndü. 2018 yılından itibaren EKOTÜRK TV’de Dış Haberler Koordinatörü olarak çalıştı. 2019 yılı sonunda Körfez’den Notlar adlı ikinci kitabını yayımladı. 2023’te ABD merkezli World Press Institute gazetecilik bursu kapsamında dünya genelinden seçilen 10 gazeteciden biri olarak yeniden ABD’de bulundu. Katar başta olmak üzere Körfez ülkeleri üzerine çalışan Gümüşlüoğlu’nun yazıları Türkçe, İngilizce ve Arapça olarak çeşitli gazete, dergi ve düşünce kuruluşlarında yayımlanmaktadır.

Next Post
Filistin’de Çocuk Olmak: 5 Nisan Filistinli Çocuklar Günü

Filistin’de Çocuk Olmak: 5 Nisan Filistinli Çocuklar Günü

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  • İsrail’in Doha Saldırısı: Arabuluculuk, Körfez Güvenliği ve Güç Dengeleri

    İsrail’in Doha Saldırısı: Arabuluculuk, Körfez Güvenliği ve Güç Dengeleri

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Gazze’de İnsani Güvenliğin Çöküşü: Sistematik Hedef Alma ve Meşruiyet Krizi

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Güney Asya Ekonomi-Politiği: Çin-Pakistan-Afganistan İlişkileri

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Platform: Müslüman Dünyanın Gündemi 2024

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Abdal Hakim Murad (Timothy John Winter)

    0 shares
    Share 0 Tweet 0

Platform: Müslüman Dünyanın Gündemi, Müslüman toplumların fikrî, siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel gündemlerini takip ve tahlil edip Müslüman dünyaya dair güncel ve özgün perspektifler sunmayı amaçlayan bir yayın organı olarak İLKE İlim Kültür Eğitim Vakfı bünyesinde kurulmuştur.

  • SAYILAR
  • ANALİZLER
  • HABERLER
  • SÖYLEŞİLER
  • DÜNYADAN SESLER
  • platform@ilke.org.tr
  • (0216) 310 43 18
  • Aziz Mahmut Hüdayi Mah. Türbe Kapısı Sk. No: 13 Üsküdar, İstanbul
Instagram X-twitter

2025 @ PLATFORM bir İLKE Vakfı kuruluşudur. Tüm hakları saklıdır. 

No Result
View All Result
  • Home
  • Analizler
  • Haberler
  • Söyleşiler
  • Dünyadan Sesler