İLKE Vakfı
Platform
tr Türkçe en English
No Result
View All Result
  • PLATFORM
  • HABERLER
    İLKE Agenda: Muzzammil Ayyub Thakur ile Keşmir’in “Filistinleştirilmesi”

    İLKE Agenda: Muzzammil Ayyub Thakur ile Keşmir’in “Filistinleştirilmesi”

    İLKE Agenda: Muzzammil Ayyub Thakur ile Keşmir’in “Filistinleştirilmesi”

    The Platform Talks: Kinda Hawasli ile 8 Aralık Sonrası Suriye

    İLKE Agenda: Muzzammil Ayyub Thakur ile Keşmir’in “Filistinleştirilmesi”

    The Platform Talks: Azzam Tamimi ile 7 Ekim Sonrası Filistin

    İLKE Agenda: Muzzammil Ayyub Thakur ile Keşmir’in “Filistinleştirilmesi”

    İLKE Agenda: Gazze Soykırımı Günlerinde Aktivizm ve İslamofobi

    Filistin Sempozyumu: Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği

    Filistin Sempozyumu: Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği

    Filistin Sempozyumu: Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği

    Müslüman Dünyada Çağdaş Düşünce Konferansı’nda buluşuyoruz!

    Filistin Sempozyumu: Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği

    Müslüman Dünyada Çağdaş Düşünce Konferansı

    Filistin Sempozyumu: Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği

    Dr. Jonathan Brown “İslam’ın Siyahiliğe ve Köleliğe Yaklaşımı” adlı seminer gerçekleştirdi.

  • ANALİZLER
    • All
    • Düşünce
    • Eğitim
    • Ekonomi
    • Enerji ve Çevre
    • Göç
    • Medya, Kültür ve Sanat
    • Temel Hak ve Özgürlükler
    • Toplumsal Meseleler
    Türkiye’s Evolving Role in Preserving the Memory of the Srebrenica Genocide

    Srebrenitsa Soykırımı Hafızasının Korunmasında Türkiye’nin Dönüşen Rolü

    Hafızadan Gelecek Vizyonuna: Türkiye-Suudi Arabistan İlişkilerinde Yeni Dönem

    Hafızadan Gelecek Vizyonuna: Türkiye-Suudi Arabistan İlişkilerinde Yeni Dönem

    Türkmen Halkının Manevi Önderleri Olan Büyük Sufi Alimler: Necmeddin Kübra, Yusuf Hemedânî ve Ebu Said Ebu’l-Hayr

    Türkmen Halkının Manevi Önderleri Olan Büyük Sufi Alimler: Necmeddin Kübra, Yusuf Hemedânî ve Ebu Said Ebu’l-Hayr

    Irak’ın Güzel Çocuklarının Hikayesi: Başkanın Pastası

    Irak’ın Güzel Çocuklarının Hikayesi: Başkanın Pastası

    Vekalet Savaşı Nedir?

    Vekalet Savaşı Nedir?

    Estetik Kırılma: İslam Dünyasında Modernleşme ve Kimlik Arayışı

    Estetik Kırılma: İslam Dünyasında Modernleşme ve Kimlik Arayışı

  • SÖYLEŞİLER
    Casir el-Bergusi ile Filistin Mücadelesi ve Esaret Yılları Üzerine Bir Röportaj

    Casir el-Bergusi ile Filistin Mücadelesi ve Esaret Yılları Üzerine Bir Röportaj

    The Decolonization of Knowledge: Interview with Professor Souleymane Bachir Diagne

    Bilginin Dekolonizasyonu: Profesör Souleymane Bachir Diagne ile Röportaj

    A Possible New Breath in Regional Balances: The Alliance of Türkiye, Pakistan, Egypt, and Saudi Arabia

    Bölgesel Dengelerde Olası Yeni Bir Soluk: Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan İttifakı

    Digital Ummah and Muslim Identity: Dr. Sahar Khamis Interview

    Dijital Ümmet ve Müslüman Kimliği: Dr. Sahar Khamis ile Röportaj

    From the Ballot Box to the Street: The Rising Social Wave in Tanzania After the Election

    Sandıktan Sokağa: Tanzanya’da Seçim Sonrası Yükselen Toplumsal Dalga

    Müslüman Nüfusa Karşı Güvenlikleştirme

    Müslüman Nüfusa Karşı Güvenlikleştirme

    Gurbet Hikayeleri

    Gurbet Hikayeleri

    Göçü Yönetmek: Dr. Mehmet Köse’yle Söyleşi

    Göçü Yönetmek: Dr. Mehmet Köse’yle Söyleşi

    İstanbul’daki Uluslararası Öğrencilerle Söyleşi

    İstanbul’daki Uluslararası Öğrencilerle Söyleşi

  • DÜNYADAN SESLER
    Voices from the Muslim World | Sari Hanafi (with Turkish subtitles)

    Voices from the Muslim World | Sari Hanafi (with Turkish subtitles)

    Voices from the Muslim World | Ovamir Anjum

    Voices from the Muslim World | Ovamir Anjum

    VOICES FROM THE MUSLIM WORLD | DR. YASIR QADHI

    VOICES FROM THE MUSLIM WORLD | DR. YASIR QADHI

    VOICES FROM THE MUSLIM WORLD | DR. ADEEL MALIK

    VOICES FROM THE MUSLIM WORLD | DR. ADEEL MALIK

  • SAYILAR
  • VERİTABANI
    • All
    • Hareketler
    • Kurumlar
    • Şahsiyetler
    • Soru - Cevap
    ASEAN Nedir?

    ASEAN Nedir?

    Soykırım Nedir?

    Soykırım Nedir?

    Halil el-Hayye

    Halil el-Hayye

    Şeyh Hamad bin Halife Al Sani

    Şeyh Hamad bin Halife Al Sani

  • KEŞFET
  • PLATFORM
  • HABERLER
    İLKE Agenda: Muzzammil Ayyub Thakur ile Keşmir’in “Filistinleştirilmesi”

    İLKE Agenda: Muzzammil Ayyub Thakur ile Keşmir’in “Filistinleştirilmesi”

    İLKE Agenda: Muzzammil Ayyub Thakur ile Keşmir’in “Filistinleştirilmesi”

    The Platform Talks: Kinda Hawasli ile 8 Aralık Sonrası Suriye

    İLKE Agenda: Muzzammil Ayyub Thakur ile Keşmir’in “Filistinleştirilmesi”

    The Platform Talks: Azzam Tamimi ile 7 Ekim Sonrası Filistin

    İLKE Agenda: Muzzammil Ayyub Thakur ile Keşmir’in “Filistinleştirilmesi”

    İLKE Agenda: Gazze Soykırımı Günlerinde Aktivizm ve İslamofobi

    Filistin Sempozyumu: Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği

    Filistin Sempozyumu: Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği

    Filistin Sempozyumu: Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği

    Müslüman Dünyada Çağdaş Düşünce Konferansı’nda buluşuyoruz!

    Filistin Sempozyumu: Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği

    Müslüman Dünyada Çağdaş Düşünce Konferansı

    Filistin Sempozyumu: Filistin ve Küresel İlişkilerin Geleceği

    Dr. Jonathan Brown “İslam’ın Siyahiliğe ve Köleliğe Yaklaşımı” adlı seminer gerçekleştirdi.

  • ANALİZLER
    • All
    • Düşünce
    • Eğitim
    • Ekonomi
    • Enerji ve Çevre
    • Göç
    • Medya, Kültür ve Sanat
    • Temel Hak ve Özgürlükler
    • Toplumsal Meseleler
    Türkiye’s Evolving Role in Preserving the Memory of the Srebrenica Genocide

    Srebrenitsa Soykırımı Hafızasının Korunmasında Türkiye’nin Dönüşen Rolü

    Hafızadan Gelecek Vizyonuna: Türkiye-Suudi Arabistan İlişkilerinde Yeni Dönem

    Hafızadan Gelecek Vizyonuna: Türkiye-Suudi Arabistan İlişkilerinde Yeni Dönem

    Türkmen Halkının Manevi Önderleri Olan Büyük Sufi Alimler: Necmeddin Kübra, Yusuf Hemedânî ve Ebu Said Ebu’l-Hayr

    Türkmen Halkının Manevi Önderleri Olan Büyük Sufi Alimler: Necmeddin Kübra, Yusuf Hemedânî ve Ebu Said Ebu’l-Hayr

    Irak’ın Güzel Çocuklarının Hikayesi: Başkanın Pastası

    Irak’ın Güzel Çocuklarının Hikayesi: Başkanın Pastası

    Vekalet Savaşı Nedir?

    Vekalet Savaşı Nedir?

    Estetik Kırılma: İslam Dünyasında Modernleşme ve Kimlik Arayışı

    Estetik Kırılma: İslam Dünyasında Modernleşme ve Kimlik Arayışı

  • SÖYLEŞİLER
    Casir el-Bergusi ile Filistin Mücadelesi ve Esaret Yılları Üzerine Bir Röportaj

    Casir el-Bergusi ile Filistin Mücadelesi ve Esaret Yılları Üzerine Bir Röportaj

    The Decolonization of Knowledge: Interview with Professor Souleymane Bachir Diagne

    Bilginin Dekolonizasyonu: Profesör Souleymane Bachir Diagne ile Röportaj

    A Possible New Breath in Regional Balances: The Alliance of Türkiye, Pakistan, Egypt, and Saudi Arabia

    Bölgesel Dengelerde Olası Yeni Bir Soluk: Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan İttifakı

    Digital Ummah and Muslim Identity: Dr. Sahar Khamis Interview

    Dijital Ümmet ve Müslüman Kimliği: Dr. Sahar Khamis ile Röportaj

    From the Ballot Box to the Street: The Rising Social Wave in Tanzania After the Election

    Sandıktan Sokağa: Tanzanya’da Seçim Sonrası Yükselen Toplumsal Dalga

    Müslüman Nüfusa Karşı Güvenlikleştirme

    Müslüman Nüfusa Karşı Güvenlikleştirme

    Gurbet Hikayeleri

    Gurbet Hikayeleri

    Göçü Yönetmek: Dr. Mehmet Köse’yle Söyleşi

    Göçü Yönetmek: Dr. Mehmet Köse’yle Söyleşi

    İstanbul’daki Uluslararası Öğrencilerle Söyleşi

    İstanbul’daki Uluslararası Öğrencilerle Söyleşi

  • DÜNYADAN SESLER
    Voices from the Muslim World | Sari Hanafi (with Turkish subtitles)

    Voices from the Muslim World | Sari Hanafi (with Turkish subtitles)

    Voices from the Muslim World | Ovamir Anjum

    Voices from the Muslim World | Ovamir Anjum

    VOICES FROM THE MUSLIM WORLD | DR. YASIR QADHI

    VOICES FROM THE MUSLIM WORLD | DR. YASIR QADHI

    VOICES FROM THE MUSLIM WORLD | DR. ADEEL MALIK

    VOICES FROM THE MUSLIM WORLD | DR. ADEEL MALIK

  • SAYILAR
  • VERİTABANI
    • All
    • Hareketler
    • Kurumlar
    • Şahsiyetler
    • Soru - Cevap
    ASEAN Nedir?

    ASEAN Nedir?

    Soykırım Nedir?

    Soykırım Nedir?

    Halil el-Hayye

    Halil el-Hayye

    Şeyh Hamad bin Halife Al Sani

    Şeyh Hamad bin Halife Al Sani

  • KEŞFET
No Result
View All Result
Platform
No Result
View All Result
tr Türkçe en English
Home Analizler

Srebrenitsa Soykırımı Hafızasının Korunmasında Türkiye’nin Dönüşen Rolü

Hikmet Karčić by Hikmet Karčić
21 Temmuz 2026
in Analizler, Düşünce
Türkiye’s Evolving Role in Preserving the Memory of the Srebrenica Genocide
Share on FacebookShare on Twitter

(Bu makalenin İngilizce orijinal versiyonu, 21 Temmuz 2026 tarihinde Platform: Müslüman Dünyanın Gündemi sitesinde yayınlanmıştır.)

Srebrenitsa soykırımının üzerinden otuz yıl geçmesine rağmen, Temmuz 1995’te işlenen suçların hafızasını yaşatmak, tarihsel gerçeği koruma ve soykırım inkarcılığını önlemeye yönelik uluslararası çabaların merkezine oturmuş bir mesele haline gelmiştir. Uluslararası mahkemeler, Birleşmiş Milletler’in “güvenli bölge” ilan ettiği Srebrenitsa ve çevresinde soykırım işlendiğini kesin biçimde tespit etmiş olmasına rağmen, söz konusu suçları inkar etme, görece önemsizleştirme ya da yeniden yorumlama girişimleri, yerleşik tarihsel ve hukuki gerçeklere meydan okumayı sürdürmektedir. Bu bağlamda Srebrenitsa ‘nın hafızasını koruma sorumluluğu, artık yalnızca hayatta kalanlar, kurban aileleri ve anma kurumlarıyla sınırlı kalmayıp giderek devlet politikası ve uluslararası diplomasinin önemli bir unsuruna dönüşmektedir.

Bu bağlamda Türkiye, Srebrenitsa soykırımının hafızasını yaşatmayı destekleyen önde gelen uluslararası aktörlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Son yıllarda Ankara, Bosna-Hersek’e yönelik köklü siyasi desteğini iki önemli girişimle pekiştirmiştir. Bunların ilki, 1995 Srebrenitsa Soykırımı’nı Anma ve Yansıtma Uluslararası Günü’nü ilan eden Birleşmiş Milletler Genel Kurul Kararı’nın kabulüne yönelik aktif diplomatik katılım ikincisi ise Srebrenitsa Anıt Merkezi’nde kalıcı soykırım sergisinin kurulmasına verilen destektir. 

Bir bütün olarak değerlendirildiğinde, bu girişimler anma politikasının dönüşen niteliğini gözler önüne sermektedir. Srebrenitsa soykırımının hafızası artık yalnızca yıllık anma törenleri aracılığıyla ifade edilmemekte; bunun ötesinde, tarihsel bilgiyi gelecek kuşaklar için yaşatmayı amaçlayan uluslararası insan hakları savunuculuğu, soykırımın önlenmesi ve eğitim girişimleri içinde giderek daha fazla yer bulmaktadır.

Baskı Altındaki Hafıza

Temel gerçekleri artık ciddi bir tartışma konusu olmayan birçok tarihsel vahşetin aksine, Srebrenitsa soykırımı, kapsamlı adli kanıtlara rağmen organize inkar ve tarihsel revizyonizm kampanyalarıyla hedef alınmaya devam etmektedir. Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY), Uluslararası Adalet Divanı (UAD) ve Ceza Mahkemeleri Uluslararası Rezidüel Mekanizması (IRMCT), Temmuz 1995’te Srebrenitsa ve çevresinde Boşnak nüfusa karşı soykırım işlendiği sonucuna varmıştır. Buna rağmen inkar politikaları, Batı Balkanlar’ın bazı bölgelerinde varlığını sürdürmekte ve siyasi söylemler, eğitim sisteminin belirli kesimleri ile dijital medya aracılığıyla yeni yayılma kanalları bulmaktadır.

Soykırım araştırmaları ve geçiş dönemi adaleti literatüründe inkar, sorumluluk üstlenilmesini engellemeye, yargısal süreçlerle tespit edilmiş gerçekleri çürütmeye ve kurban ile hayatta kalanların deneyimlerini görünmez kılmaya çalıştığı için soykırım süreçlerinin ayrılmaz bir aşaması olarak yaygın biçimde kabul görmektedir. Bu nedenle soykırım hafızasını korumak, anma pratiklerinin çok ötesine geçmektedir. Bu eylem; tarihsel kaydı savunmanın, revizyonist söylemlere karşı durmanın ve kitlesel vahşetler karşısında uluslararası hesap verebilirlik standartlarını pekiştirmenin önemli bir mekanizmasını oluşturmaktadır.

Türkiye’nin son dönemdeki girişimleri bu geniş çerçeve içinde değerlendirilmelidir. Türkiye’nin anma süreçlerine verdiği destek, yalnızca Bosna-Hersek ile bir dayanışma ifadesi olarak değil aynı zamanda tarihsel olarak sabitlenmiş gerçeklerin korunmasına ve soykırım inkarıyla mücadeleye yönelik uluslararası çabaların güçlendirilmesine bir katkı olarak sunulmuştur.

Anma Törenlerinden Hafıza Diplomasisine

Geçtiğimiz birkaç on yılda, tarihsel hafızanın korunması uluslararası ilişkilerde giderek daha önemli bir yer edinmiştir. Devletler; diplomasi, ekonomik iş birliği ve güvenlik ortaklıkları gibi geleneksel dış politika araçlarının yanı sıra uluslararası normları teşvik etmek, ikili ilişkileri güçlendirmek ve evrensel insan hakları ilkelerini desteklemek amacıyla tarihsel anmayı da giderek daha fazla kullanmaktadır. Bu gelişme, akademisyenlerin yaygın olarak hafıza diplomasisi olarak nitelendirdiği olgunun; anma pratiklerinin, anıt kurumlarının, eğitim girişimlerinin ve tarihsel anlatıların dış politikanın yürütülmesine dahil edilmesinin önünü açmıştır.

Bu yaklaşımın en belirgin örneklerinden biri, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Almanya’nın Holokost anmasını hem iç siyasi kültürüne hem de uluslararası ilişkilerine entegre etmesiyle ortaya çıkmıştır. Yakın dönemde Ruanda da diplomatik girişimler, eğitim programları ve anıt kurumlarının geliştirilmesi yoluyla Tutsilere yönelik 1994 soykırımının uluslararası alanda tanınmasını sağlayarak benzer bir politika izlemiştir. Bu örnekler, anmanın ulusal anma uygulamalarının ötesine geçerek soykırımı önleme, hesap verebilirlik ve insan haklarına ilişkin daha geniş uluslararası tartışmaları şekillendiren uluslararası iş birliğinin giderek artan önemli bir boyutu haline geldiğini göstermektedir.

Türkiye’nin Srebrenitsa soykırımının hafızasıyla son dönemde kurduğu ilişki, bu daha geniş bağlam içinde değerlendirilmelidir. Ankara, desteğini yalnızca yıllık anma törenlerine katılımla sınırlı tutmak yerine, kalıcı kurumsal etkiler yaratması öngörülen girişimlere giderek daha fazla yatırım yapmaktadır. Birleşmiş Milletler nezdinde uluslararası hukuki tanınırlığa verilen destek ile Srebrenitsa Anıt Merkezi’nin eğitim işlevinin güçlendirilmesine yapılan katkı, tarihsel hafızanın korunmasının yalnızca sembolik bir dayanışma ifadesi olmaktan çıkarak uzun vadeli dış politikanın bir unsuruna dönüştüğü daha kapsamlı bir yaklaşımı yansıtmaktadır.

Uluslararası Tanınmayı Desteklemek

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun Mayıs 2024’te A/RES/78/282 sayılı kararı kabul etmesi, Srebrenitsa soykırımı hafızasının uluslararası alanda tanınması ve kurumsallaşmasında önemli bir adım olmuştur. Genel Kurul, 11 Temmuz’u “1995 Srebrenitsa Soykırımı Uluslararası Düşünme ve Anma Günü” ilan ederek küresel anma için yıllık bir çerçeve oluştururken, aynı zamanda soykırım inkarını ve hüküm giymiş savaş suçlularının yüceltilmesini kınamış, yargı kararlarıyla sabitlenmiş gerçeklere dayanan eğitim girişimlerini teşvik etmiştir.

Diplomatik süreç boyunca Türkiye bu girişimi tutarlı bir şekilde desteklemiştir. Türk diplomasisi; Bosna-Hersek, Almanya, Ruanda ve diğer birçok üye ülkeyle koordinasyon içinde çalışarak, girişimi uluslararası alanda kabul görmüş hukuki bulguları yeniden teyit etmek yerine kolektif sorumluluk yükleme çabası olarak göstermeye çalışan sürdürülebilir siyasi muhalefete ve organize dezenformasyon kampanyalarına rağmen karar tasarısını aktif olarak savunmuştur.

Türkiye’nin katkısı, Genel Kurul oylaması sırasında gösterdiği destekle sınırlı kalmamıştır. Türkiye’nin diplomatik katılımı, ICTY, UAD ve IRMCT önündeki onlarca yıllık yargılama süreçleri aracılığıyla oluşturulan uluslararası hukuki ve tarihsel uzlaşının korunmasına yönelik daha kapsamlı bir kararlılığı yansıtmaktadır. Türkiye’nin Bosna-Hersek ve geniş anlamıyla Batı Balkanlar ile köklü siyasi ve tarihsel bağları göz önüne alındığında, üstlendiği rol aynı zamanda Srebrenitsa soykırımının hafızasının korunmasının, suçların işlendiği bölgeyle sınırlı bir mesele olmaktan öte uluslararası bir sorumluluk teşkil ettiğini de gözler önüne sermiştir.

Kararın kendisi, Srebrenitsa soykırımına ilişkin yeni hukuki sonuçlar getirmemiştir. Bunun yerine, zaten uluslararası hukukun bir parçası haline gelmiş olan adli bulguları yeniden teyit etmiş ve bunların eğitimde, kamusal söylemde ve anma pratiklerinde varlığını sürdürmesini sağlamayı amaçlamıştır. Genel Kurul, Birleşmiş Milletler himayesinde yıllık uluslararası bir anma günü ihdas ederek, Srebrenitsa soykırımının tarihsel kaydının korunabileceği ve gelecek nesillere aktarılabileceği kurumsal çerçeveyi daha da güçlendirmiştir.

Eğitime ve Hafızaya Yatırım

Yalnızca diplomatik girişimler soykırım hafızasını korumak için yeterli değildir. Kalıcı anma, tarihsel olayları belgeleme, kanıtları koruma ve gelecek nesilleri eğitme kapasitesine sahip kurumlara bağlıdır. Bu geniş çerçevede Türkiye, Srebrenitsa Anıt Merkezi’nin son yıllarda üstlendiği en önemli projelerden biri olan kalıcı soykırım sergisinin kurulmasını da desteklemiştir.

Sergi, Anıt Merkezi’nin eğitici rolünü önemli ölçüde genişletmektedir. Yalnızca bir anma yeri olarak hizmet etmek yerine; Boşnaklara yönelik zulmün, Birleşmiş Milletler “güvenli bölgesinin” kurulmasının ve nihayetinde çöküşünün, Temmuz 1995’te 8.000’den fazla Boşnak erkek ve çocuğun sistematik olarak katledilmesinin ve ardından ulusal ve uluslararası mahkemeler önünde cezai sorumluluğun tesis edilmesine yönelik çabaların tarihsel temellere dayanan bir anlatısını sunmaktadır.

Çağdaş anıt müzeleri, soykırım anması alanında giderek daha önemli bir yer edinmektedir. Soykırım mağdurlarını anmanın ötesinde belgesel kanıtları korur, akademik araştırmaları kolaylaştırır ve arşiv kaynaklarına, hayatta kalanların tanıklıklarına, adli tıp incelemelerine, fotoğraflara, multimedya materyallerine ve adli kayıtlara dayanan tarihsel yorumlar sunarlar. Srebrenitsa Anıt Merkezi’ndeki kalıcı sergi, çeşitli kanıt kategorilerini hem kamusal eğitim hem de akademik katılım için tasarlanmış tutarlı bir tarihsel anlatıda birleştirerek bu ilkeleri yansıtmaktadır.

Buradan hareketle Türkiye’nin bu projeye verdiği destek, finansal bir katkıdan daha fazlasını temsil etmektedir. Anıt Merkezi’nin Srebrenitsa soykırımı tarihini koruma, yorumlama ve aktarma yönündeki kurumsal kapasitesini güçlendirmiştir. Zaman geçtikçe doğrudan tanıkların sayısı kaçınılmaz olarak azaldığından, anıt kurumları tarihsel bilginin korunmasında, belgesel kanıtların ve adli olarak sabitlenmiş gerçeklerin gelecek nesiller için erişilebilir kalmasında giderek daha merkezi bir rol üstlenmektedir.

Önleme Biçimi Olarak Hafıza

Soykırım hafızasını korumaya yönelik uluslararası çabalar, giderek artan biçimde yalnızca anmayı değil, önlemeyi ön plana çıkarmaktadır. Srebrenitsa’yı hatırlamak, soykırımda hayatını kaybedenleri ve hayatta kalanları onurlandırdığı için önemlidir ancak bunun yanı sıra gelecek kuşaklara dışlayıcı milliyetçiliğin, ötekileştirmenin, ayrımcılığın ve kurumsal başarısızlıkların nasıl kitlesel vahşete dönüşebildiğini anlama fırsatı sunmaktadır.

Srebrenitsa soykırımı, Birleşmiş Milletler Barış Gücü askerlerinin varlığına ve uluslararası toplumun çatışmadan kapsamlı biçimde haberdar olmasına rağmen yaşanmış olması nedeniyle, vahşetin önlenmesine ilişkin uluslararası tartışmalarda özgün bir yer tutmaktadır. Bu nedenle sivil koruma, barış gücü yetkileri, uluslararası sorumluluk ve erken uyarı mekanizmalarına dair tartışmaları şekillendirmeye devam etmektedir.

Türkiye’nin desteklediği her iki girişim de anmanın bu önleyici boyutuna doğrudan katkı sağlamaktadır. Birleşmiş Milletler kararı, hükümetlerin, üniversitelerin, okulların ve sivil toplum kuruluşlarının yeni kitleleri Srebrenitsa hakkında bilgilendirebildiği yıllık bir uluslararası platform oluşturmaktadır. Kalıcı sergi ise kanıta dayalı tarihsel yorum aracılığıyla her yıl binlerce ziyaretçiye ulaşabilen kalıcı bir eğitim altyapısı sunmaktadır. Bu girişimler bir arada ele alındığında, tarihsel hafızanın inkara karşı direncini güçlendirirken Avrupa’nın Holokost sonrası en önemli vahşet olaylarından biriyle uluslararası düzeyde yüzleşmeyi teşvik etmektedir.

TİKA ile Yeni Sayfa: Srebrenitsa Anıt Merkezi’nin Dönüşümü

Türkiye’nin Srebrenitsa soykırımının hafızasını korumaya yaptığı katkı, diplomatik girişimler ve uluslararası tanınırlığa verilen destekle sınırlı kalmamaktadır. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) aracılığıyla Türkiye, Srebrenitsa Anıt Merkezi’nin fiziksel ve kurumsal dönüşümünde de belirleyici bir rol üstlenmiştir. Anıt Merkezi ile TİKA arasındaki çok yıllı ortaklığın üçüncü ve son aşaması olarak tamamlanan kalıcı Soykırım Sergisi’nin kurulması, söz konusu kurumun kuruluşundan bu yana gerçekleştirdiği en önemli müze geliştirme projelerinden birini temsil etmektedir.

Sergi, Anıt Merkezi’nin işlevini köklü biçimde genişletmiştir. Kurum, uzun süre boyunca Srebrenitsa soykırımı mağdurları için başlıca anma mekanı olarak hizmet vermiş olsa da yeni kalıcı sergi, eğitim, araştırma ve müze kurumu olarak kapasitesini önemli ölçüde güçlendirmiştir. Müzecilik, soykırım ve hafıza çalışmalarındaki çağdaş yaklaşımlardan beslenen sergi; arşiv belgelerini, hayatta kalanların tanıklıklarını, adli tıp kanıtlarını, yargısal bulguları, multimedya enstalasyonlarını ve tarihsel yorumu soykırımın bütünleşik bir anlatısında bir araya getirmektedir. Yalnızca bir anma mekanı olarak işlev görmek yerine, ziyaretçilerin Temmuz 1995’te işlenen suçların daha geniş siyasi, askeri ve insani bağlamını ve akabinde hesap verebilirliği tesis etmeye yönelik uluslararası çabaları incelemesine olanak tanımaktadır.

Proje aynı zamanda Anıt Merkezi’nin uzun vadeli kurumsal gelişimine yapılan daha geniş bir yatırımı da yansıtmaktadır. Çağdaş uluslararası müzecilik standartlarına göre inşa edilen kalıcı bir müze sergisinin oluşturulmasını destekleyerek TİKA, mezkur merkezin tarihsel kanıtları koruma, akademik araştırmaları kolaylaştırma ve gelecek nesilleri eğitme kapasitesinin güçlendirilmesine katkıda bulunmuştur. Hayatta kalanların ve doğrudan tanıkların sayısı kaçınılmaz olarak azaldıkça, bu tür kurumlar belgesel kanıtların korunmasında ve tarihsel ve adli olarak sabitlenmiş gerçeklerin kamuoyu için erişilebilir kalmasında giderek daha önemli bir rol üstlenmektedir.

Bu ortaklığın önemi, Anıt Merkezi’nin giderek artan uluslararası profilinde de görülmektedir. Türkiye Cumhuriyeti’nden gelen ziyaretçiler, merkeze gelen uluslararası ziyaretçilerin en büyük gruplarından birini oluşturmaya devam etmekte, bu da Srebrenitsa soykırımı hafızasını korumaya yönelik toplumsal ilginin derinliğini göstermektedir. Bu bakımdan Türkiye’nin desteği, altyapı ve finansmanın ötesine geçerek Anıt Merkezi’nin anma, araştırma ve eğitime adanmış uluslararası alanda tanınan bir kurum olarak gelişmesine katkıda bulunmuştur.

Sembolik Yıldönümlerinin Ötesinde

Srebrenitsa soykırımından otuz yıl sonra, soykırımın hafızasını korumak giderek daha karmaşık bir görev haline gelmiştir. Hayatta kalanlar ve görgü tanıkları kuşağı giderek azalırken, tarihsel bilginin aktarılması sorumluluğu eğitim kurumlarının, anıt merkezlerinin, arşivlerin, müzelerin ve uluslararası kuruluşların omuzlarına her zamankinden daha fazla yüklenmektedir. Aynı zamanda, soykırım inkarı ve tarihsel revizyonizm yeni siyasi ve dijital ortamlara uyum sağlamaya devam etmekte, bu durum yalnızca yıllık anma törenlerine bel bağlamak yerine sürdürülebilir kurumsal katılım ihtiyacını vurgulamaktadır.

Türkiye’nin son dönemdeki girişimleri hafızaya yönelik bu uzun vadeli yaklaşımı örneklendirmektedir. 1995 Srebrenitsa Soykırımı Uluslararası Düşünme ve Anma Günü’nü ilan eden Birleşmiş Milletler Genel Kurul Kararı’na verdiği destek ve Srebrenitsa Anıt Merkezi’ndeki kalıcı sergiye yaptığı katkılarla Türkiye, hem yargı kararlarıyla sabitlenmiş gerçeklerin uluslararası alanda tanınmasını hem de bunların eğitim ve anıt kurumlarında korunmasını desteklemiştir. Bu iki boyut birbirini karşılıklı olarak güçlendirmektedir. Uluslararası tanınma tarihsel gerçeğin meşruiyetini pekiştirirken, anıt kurumları belgesel kayıtların akademisyenler, eğitimciler ve daha geniş kamuoyu için erişilebilir kalmasını sağlar.

Bu girişimlerin önemi Türkiye ile Bosna-Hersek arasındaki ikili ilişkilerin ötesine geçmektedir. Srebrenitsa soykırımının tarihsel kaydını korumaya ve uluslararası mahkemeler önünde kesin olarak kanıtlanmış suçları inkar etme veya çarpıtma girişimlerine direnmeye yönelik daha geniş uluslararası çabalara katkıda bulunmaktadırlar. Bu bakımdan anma, yalnızca bir anma eylemi değil, aynı zamanda tarihsel sorumluluğun temel bir unsurudur. Tarihsel kaydın bütünlüğünü korumak; eğitimi ilerletmek, hesap verebilirliği desteklemek ve soykırım inkarcılığı ile revizyonizmin filizlenebileceği alanı daraltmak açısından vazgeçilmez olmaya devam etmektedir.

Kaynaklar

  1. Bassiouni, M. C. (Ed.). (1996). Final report of the United Nations Commission of Experts established pursuant to Security Council Resolution 780 (1992). New York: United Nations.
  2. International Court of Justice. (2007). Application of the Convention on the Prevention and Punishment of the Crime of Genocide (Bosnia and Herzegovina v. Serbia and Montenegro): Judgment of 26 February 2007. The Hague: International Court of Justice.
  3. International Criminal Tribunal for the Former Yugoslavia. (2001). Prosecutor v. Radislav Krstić (IT-98-33): Trial judgment. The Hague: ICTY.
  4. International Criminal Tribunal for the Former Yugoslavia. (2004). Prosecutor v. Radislav Krstić (IT-98-33): Appeals judgment. The Hague: ICTY.
  5. International Residual Mechanism for Criminal Tribunals. (2019). Prosecutor v. Radovan Karadžić (MICT-13-55): Appeals judgment. The Hague: IRMCT.
  6. International Residual Mechanism for Criminal Tribunals. (2021). Prosecutor v. Ratko Mladić (MICT-13-56): Appeals judgment. The Hague: IRMCT.
  7. Subotić, J. (2019). Yellow star, red star: Holocaust remembrance after communism. Ithaca: Cornell University Press.
  8. Srebrenica Memorial Center. (2025). Permanent exhibition at the Srebrenica Memorial Center. Potočari: Srebrenica Memorial Center.
  9. Republic of Türkiye Ministry of Foreign Affairs. (2024). Press release regarding the adoption of the United Nations General Assembly Resolution on Srebrenica. Ankara: Ministry of Foreign Affairs.
  10. Turkish Cooperation and Coordination Agency (TİKA). (2025). Support for the permanent exhibition at the Srebrenica Memorial Center. Ankara: TİKA.
  11. United Nations General Assembly. (2024). International Day of Reflection and Commemoration of the 1995 Genocide in Srebrenica (A/RES/78/282). New York: United Nations.

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Platform: Müslüman Dünyanın Gündemi’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Tags: soykırımSrebrenitsa
Previous Post

Halil el-Hayye

Next Post

Soykırım Nedir?

  • Bilime Yön Verenler: Nobel Ödüllü Müslüman Bilim İnsanları

    Bilime Yön Verenler: Nobel Ödüllü Müslüman Bilim İnsanları

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Nakşibendi-Hakkani Tarikatı

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Büşra Kayıkçı

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Bölgesel Dengelerde Olası Yeni Bir Soluk: Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan İttifakı

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Tebliğ Cemaati

    0 shares
    Share 0 Tweet 0

Platform: Müslüman Dünyanın Gündemi, Müslüman toplumların fikrî, siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel gündemlerini takip ve tahlil edip Müslüman dünyaya dair güncel ve özgün perspektifler sunmayı amaçlayan bir yayın organı olarak İLKE İlim Kültür Eğitim Vakfı bünyesinde kurulmuştur.

  • SAYILAR
  • ANALİZLER
  • HABERLER
  • SÖYLEŞİLER
  • DÜNYADAN SESLER
  • platform@ilke.org.tr
  • (0216) 310 43 18
  • Aziz Mahmut Hüdayi Mah. Türbe Kapısı Sk. No: 13 Üsküdar, İstanbul

2025 @ PLATFORM bir İLKE Vakfı kuruluşudur. Tüm hakları saklıdır. 

No Result
View All Result
  • Home
  • Analizler
  • Haberler
  • Söyleşiler
  • Dünyadan Sesler