Afrika’nın haritalarda gerçek boyutlarına kıyasla çok daha küçük görünmesi, 16. yüzyıldaki denizcilik ihtiyaçlarından doğan bir tasarım tercihiydi. Ancak haritanın sunduğu görsel oranlar yüzyıllar boyunca küresel güneyin coğrafi ve simgesel olarak “küçültülmesine” zemin hazırladı.
Günümüzde eğitim materyallerinden dijital platformlara kadar yaygın biçimde kullanılan Merkatör (Mercator) projeksiyonu, yön ve açıları korurken kara parçalarının alan oranlarını ciddi şekilde çarpıtmaktadır. Ekvator çizgisi üzerinde yer alan Afrika kıtası, bu projeksiyon sisteminde gerçek boyutuna en yakın ölçekte kalan bölgedir. Buna karşın, Ekvator’dan uzaklaşıp kutuplara yaklaştıkça kara parçaları haritada yapay biçimde genişler ve büyür. Bu durum; Kuzey Amerika, Avrupa ve Rusya’nın olduğundan çok daha devasa, Ekvator kuşağındaki Afrika ve Güney Asya’nın ise nispeten küçük algılanmasına yol açar. Örneğin, gerçek yüzölçümü yaklaşık 30,3 milyon km² olan Afrika kıtası, yaklaşık 2,16 milyon km² olan Grönland’dan 14 kat büyük olmasına rağmen Merkatör haritasında neredeyse aynı boyutta görünmektedir.

Merkatör Projeksiyonu nasıl ortaya çıktı?
Flaman haritacı Gerardus Mercator tarafından 1569 yılında geliştirilen bu harita modeli, Avrupalı denizcilerin küresel seyrüseferlerinde pusula yönlerini düz hatlar halinde takip edebilmeleri amacıyla tasarlanmıştı. Mercator, bu haritayı tasarlarken temel amacı dünyayı gerçek orantılarıyla resmetmek değil, denizcilere okyanuslarda yön bulma kolaylığı sağlamaktı. Bu sistem, zamanla küresel atlaslarda standart dünya haritasına dönüştü.
BM’den tarihi karar: “Haritayı Düzelt” tasarısı ve Eşit Dünya Projeksiyonu
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Afrika Birliği’nin desteği ve Togo’nun öncülüğünde sunulan “Haritayı Düzelt” (Correct the Map) başlıklı karar tasarısını 164 ülkenin kabul oyuyla onayladı. Kararda, Merkatör haritasının yarattığı coğrafi çarpıklıkların Afrika ve gelişmekte olan ülkeler üzerinde simgesel bir küçümsemeye ve dengesiz bir dünya algısına yol açtığı belirtildi.
Tavsiye niteliğindeki karar tasarısı; hükümetlere, eğitim kurumlarına, medya kuruluşlarına ve dijital harita platformlarına Merkatör yerine kıtaların gerçek yüzölçümlerini doğru orantıyla gösteren “Eşit Dünya” (Equal Earth) projeksiyonunu benimseme çağrısında bulunuyor. Hukuki açıdan bağlayıcı olmasa da bu adım, coğrafi adaletin sağlanması ve tarihsel algının onarılması adına uluslararası alanda atılmış önemli bir eşik olarak değerlendiriliyor




































