İsrail’de 27 Ekim’de yapılan genel seçimler, 2019 sonrasındaki hükümet krizlerini hatırlatan bir tablo ortaya çıkardı. Başbakan Binyamin Netanyahu ve müttefikleri 53, Gadi Eisenkot’un öncülüğündeki Netanyahu karşıtı Siyonist muhalefet bloğu ise 48 sandalye kazandı. Böylece iki blok da 120 üyeli Knesset’te çoğunluk için gereken 61 sandalyeye ulaşamadı. İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden Ortak Liste ve Ra’am ise toplam 19 sandalyeyle bugüne kadarki en yüksek temsil düzeyine ulaştı (Dincel, 2026).
Yazının kaleme alındığı sırada, kesin sonuçların 4 Kasım’da Cumhurbaşkanı İshak Herzog’a sunulması, ardından Herzog’un parti temsilcileriyle görüşerek hükümeti kurma görevini vereceği ismi belirlemesi bekleniyordu (Dincel, 2026; Knesset, 2001). Azınlık hükümeti gibi en kırılgan senaryo haricinde, Netanyahu’nun karşı bloktan destekçi bulması, Eisenkot’un ya Arapların ya da Haredilerin desteğini alması, veyahut 2020’deki gibi birlik hükümeti senaryosu bizi bekliyor (Karmel, 2026). Bunlardan hiçbirisi olmazsa, tekrardan seçime gidilecek.
Seçimlerin en dikkat çekici sonucu, 1948 Araplarının parlamenter temsilindeki tarihi artış oldu. Arap partilerinin başarısı, bu topluluğun siyasi ağırlığını güçlendirirken kazanılan sandalyelerin karar alma süreçlerinde ne ölçüde söz hakkına dönüşeceği sorusunu da gündeme getirdi. Öte yandan Likud’un bazı anketlerin öngördüğünden daha iyi bir sonuç alması, Netanyahu’nun siyasi hakimiyetindeki aşınmayı durdurmaya yetmedi. Başta Şas olmak üzere ortaklarının da kayıp yaşadığı iktidar bloğu, Meclis çoğunluğunu yitirdi (Segev vd., 2026; Dincel, 2026).
Ancak sandıktan çıkan bu değişimin, İsrail’in Filistin topraklarındaki işgal politikalarında ve bölgesel askeri saldırganlığında kısa vadede köklü bir dönüşüm yaratmasını beklemek gerçekçi değildir. Zira bu politikalar, Netanyahu hükümetinin tercihlerinin ötesinde, İsrail siyasetinin daha geniş kesimlerince paylaşılan güvenlik anlayışına ve devletin yerleşik stratejik önceliklerine dayanmaktadır (Gorenberg, 2006; Freid vd., 2026).
Sandıktan Çıkan Değişim
İsrail vatandaşı Filistinliler açısından 27 Ekim seçimleri, Netanyahu hükümetinin 7 Ekim 2023 sonrasındaki üç yıllık sicili üzerine bir referandum olarak da okunabilir. Kassam Tugayları ve diğer Filistinli silahlı grupların operasyonundan henüz on gün sonra, dönemin İsrail Emniyet Genel Müdürü Yaakov Şabtay, Gazze halkıyla dayanışma gösterenleri otobüslere bindirip Gazze’ye göndermekle tehdit etmişti (Association for Civil Rights in Israel, 2023). Aynı yıllarda Arap kentlerinde örgütlü suç can almaya devam ediyordu. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir döneminde, aralarında Umm el-Fehm ve Rahat’ın da bulunduğu yedi yerleşimde yürütülen şiddeti önleme programının bütçesi kısıldı ve saha ekibi küçültüldü (Sadeh, 2025).
Ra’am’ın Netanyahu karşıtı Yahudi siyasetçilerle kurduğu iş birliğinin merkezinde de bu can güvenliği meselesi vardı. Mansur Abbas liderliğindeki İslamcı muhafazakar parti, aday listesinin ikinci sırasını eski Yeş Atid Milletvekili Yoav Segalovitz’e ayırdı. İsrail polisinin yolsuzluk ve organize suç soruşturmalarını yürüten Lahav 433 birimini kuran Segalovitz, Ra’am’ın da ortağı olduğu Bennett-Lapid hükümetinde kamu güvenliği bakan yardımcısı olarak Arap kentlerinde suçla mücadeleyi koordine etmişti (Schneider, 2026a). Bu tercih, Filistinli seçmenlerin gündelik sorunlarına çözüm arayışının Netanyahu karşıtı siyasi ittifaklarla nasıl kesiştiğini gösteriyordu.
Kanal 12’nin 23 Ekim’de yayımladığı son anket Ra’am’a beş sandalye veriyordu. Dört gün sonra parti sandıktan sekiz milletvekili çıkardı (Kushmaro ve Liel, 2026). Bu sürprizin arkasında, Arap seçmenlerin katılımındaki dikkat çekici artış da bulunuyordu. İsrail Demokrasi Enstitüsüne göre 2022 seçimlerinde Arap ve Dürzi yerleşimlerinde %53,2 olan katılım oranı, Kanal 12’nin seçim günü Arap seçmenler için açıkladığı tahmine göre bu kez yaklaşık %80’e ulaştı (Abu Hadoba-Frieh ve Rudnitzky, 2026; Chouiref, 2026). Böylece seçimlere katılım, Netanyahu hükümetine yönelik tepkinin yanı sıra siyasi temsilin aslında sosyolojik realiteden geldiğinin ispatlandığı bir araca dönüştü.
Nitekim bu temsil hakkı, seçimlerden önce yargı düzeyinde de tartışmaya açılmıştı. İsrail Merkez Seçim Komitesi hem Ra’am’ı hem de Ortak Liste’yi seçim dışında bırakmış, Yüksek Mahkeme 2 Ekim’de her iki kararı da oy birliğiyle kaldırmıştı. Balad lideri Sami Ebu Şehade (Adalah, 2026) ise mahkemenin adaylığını iptal etmeye hazırlandığını bildirmesi üzerine seçimden çekilmek zorunda kalmıştı. Arap partileri, 2020’de aynı listeyle kazandıkları 15 sandalyelik rekoru bu kez iki ayrı listeyle aştı.
Seçimden bir ay önce pusulada yer alıp alamayacakları tartışılan bu iki listenin desteği, bugün Eisenkot’un 48 sandalyelik bloğuna 67 sandalyelik bir parlamenter çoğunluğa ulaşma imkanı sunuyor. Ancak bu aritmetik üstünlüğün hükümet kurma gücüne dönüşmesinin önünde ciddi siyasi engeller bulunuyor. Eisenkot’un Yaşar Partisi, Naftali Bennett’in B’Yachad ittifakı ve Avigdor Lieberman’ın Yisrael Beytenu’su, Arap partileriyle aynı koalisyonda yer almaya karşı çıkıyor. Buna karşılık Ortak Liste Milletvekili Ahmed Tibi, Netanyahu karşıtı bir hükümete dışarıdan destek vermeye hazır olduklarını açıkladı (ToI Staff ve Stub, 2026; Karmel, 2026). Dolayısıyla Arap partilerinin tarihi başarısı, İsrail siyasetinde parlamenter temsilin güçlenmesi ile bu temsilin siyasi karar alma süreçlerinde karşılık bulması arasındaki mesafenin henüz kapanmadığını da gösteriyor.
Netanyahu’nun Koalisyon Ortakları Neden Kaybetti?
Seçimlerin bir diğer önemli sonucu, Netanyahu’nun Haredi ve aşırı sağcı müttefiklerinin yaşadığı kayıplar oldu. Aşkenaz Haredi toplumunun siyasi temsilcisi Birleşik Tevrat Yahudiliği yedi sandalyesini korurken, Sefarad ve Mizrahi kökenli Haredilerin yanı sıra daha geniş bir geleneksel seçmen kitlesine hitap eden Şas, 2022’de kazandığı 11 sandalyeden altıya geriledi. Bu keskin düşüşte, özellikle Haredilerin zorunlu askerlik hizmetinden muaf tutulması tartışmasının yarattığı gerilim belirleyici etkenlerden biri olarak öne çıktı (Shlezinger, 2026).
Nitekim Şas içerisinden seçim sonrasında yükselen eleştiriler, partinin askerlik meselesinde benimsediği sert tutumun Haredi kimliğiyle güçlü bağları bulunmayan geleneksel seçmenleri uzaklaştırdığına işaret ediyordu. Birleşik Tevrat Yahudiliği daha homojen ve kurumsallaşmış seçmen tabanını büyük ölçüde korurken, Şas’ın Haredi kimliği ile daha geniş Sefarad-Mizrahi muhafazakar tabanı arasında kurduğu siyasi denge zayıfladı (Peled, 1998; Anabi, 2022; Shlezinger, 2026). Böylece askerlik meselesi, Haredi partilerin ortak bir talebi olmasına rağmen sandıkta farklı sonuçlar doğurdu.
Aşırı sağda ise seçmen desteğinin bütünüyle ortadan kalkmasından ziyade parçalanmanın yarattığı kayıplar dikkat çekti. Itamar Ben-Gvir’in Otzma Yehudit Partisi yedi, Bezalel Smotrich’in Dini Siyonizm ittifakı altı sandalye kazanırken, eski asker Ofer Winter’ın liderliğindeki Amcha Yisrael Partisi %1,68 oyla seçim barajının altında kaldı (Bakalpi, t.y.). Netanyahu’nun seçim öncesinde aşırı sağ partilere birleşme çağrısında bulunmasının, hatta Winter’ı yarıştan çekilmeye ikna etmek için girişimlerde bulunmasının arkasında da sağ oyların bölünmesini önleme kaygısı vardı (ToI Staff, 2026b; Karmel ve Levaton, 2026).
Dolayısıyla aşırı sağın seçim performansını, temsil ettiği ideolojinin İsrail toplumunda meşruiyetini kaybetmesi olarak değerlendirmek güç. Ben-Gvir ve Smotrich’in partileri parlamentodaki varlıklarını korurken, Winter gibi aynı siyasi havzadan beslenen aktörlerin baraj altında kalması Netanyahu’nun hükümet kurmak için ihtiyaç duyduğu sandalyelerin kaybedilmesine yol açtı. Bu sonuç, aşırı sağın toplumsal etkisinin ortadan kalkmasından ziyade, parçalı yapısının Netanyahu liderliğindeki ittifakın parlamenter gücünü sınırlandırdığını gösteriyor.
Nitekim seçim öncesindeki bazı anketlerde 18 sandalyeye kadar gerileyen Likud, sandıktan 27 milletvekili çıkararak beklentilerin üzerinde bir performans gösterdi. Ancak bu sonuç, partinin 2022’de kazandığı 32 sandalyenin gerisindeydi. Daha önemlisi, Netanyahu’nun liderliğindeki sağ ve dini partilerden oluşan blok, 2022’de elde ettiği 64 sandalyelik çoğunluğu koruyamayarak 53 sandalyeye geriledi. Böylece Likud, İsrail siyasetinin en büyük partisi olmayı sürdürmesine rağmen Netanyahu’nun geleneksel ortaklarıyla yeniden hükümet kurması için gereken parlamenter çoğunluk ortadan kalktı.
Bununla birlikte, Netanyahu’nun koalisyon kurma kapasitesinin zayıflaması, İsrail siyasetinde köklü bir ideolojik dönüşüm yaşandığı anlamına gelmiyor. Seçim sonuçları, iktidar bloğunun parlamenter üstünlüğünü kaybettiğini gösterse de işgal, yerleşim politikaları ve bölgesel güvenlik anlayışı konusundaki temel kabullerin ne ölçüde değiştiği hala tartışmalı. Bu nedenle 27 Ekim seçimlerinin Filistin meselesi açısından gerçek anlamını değerlendirmek, yalnızca Netanyahu’nun kayıplarına değil, onun yerine iktidara gelmesi muhtemel siyasi aktörlerin neyi değiştirmeyi vadettiklerine de bakmayı gerektiriyor.
Seçimin Değiştir(e)meyecekleri
En az Netanyahu bloğu kadar, Netanyahu karşıtı Siyonist muhalefetin önemli bir bölümü de bağımsız Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkıyor. Örneğin Eisenkot, 11 Ekim’de yaptığı açıklamada iki devletli çözüm ilkesini açıkça reddederken (Baruch, 2026), işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan illegal yerleşim örgütlerinin çatı kuruluşu Yeşa Konseyi’ndeki geçmişiyle bilinen Bennett, yerleşimlerin genişletilmesini savunuyor (ToI Staff, 2026a; Freid vd., 2026; BM Güvenlik Konseyi, 2016). Yine seküler milliyetçi sağın temsilcisi Lieberman ise bu alanda sert çizgisiyle bilinen bir isim. Öyle ki Haredilerin askerlikten muafiyetine en büyük muhalefet eden isimlerden birisi olmasına rağmen “Harediler benim rakibim, Ortak Liste ise düşmanım” demesiyle biliniyor (Fox, 2019).
Muhalefetin sol kanadındaki Yair Golan’ın Demokratlar Partisi iki devletli çözümü uzun vadeli bir hedef olarak benimserken, Beyachad (Birlikte) Partisi’nin 2 numarası eski Başbakan Yair Lapid de geçmişte bu formüle destek vermişti (Golan ve Mekelberg, 2025; Lapid, 2022; Schneider, 2026b). Ancak bu yaklaşımlar, muhalefetin ortak bir siyasi programına dönüşmüş değil.
Üstelik Netanyahu’nun en güçlü rakibi Eisenkot’un askeri geçmişi de bu sürekliliğin önemli göstergelerinden biri olarak okunmalıdır. 2015–2019 yıllarında İsrail Genelkurmay Başkanlığı yapan ve 7 Ekim sonrasında kurulan savaş kabinesinde görev alan Eisenkot (Israel Defense Forces, t.y.; Baruch, 2026), 2006 Lübnan Savaşı’nın ardından geliştirilen Dahiye Doktrini’nin başlıca mimarlarından biriydi. Eisenkot’un 2008’de açıkça savunduğu bu yaklaşım (Fishman ve Ringel-Hoffman, 2008), İsrail’e yönelik saldırıların gerçekleştirildiği bölgelerde orantısız askeri güç kullanılmasını ve geniş çaplı yıkım yaratılmasını öngörüyordu. Dolayısıyla Netanyahu’nun savaş politikalarını eleştiren Eisenkot’un, İsrail’in askeri güç kullanımına ilişkin temel kabullerinden bütünüyle uzaklaştığını söylemek güç.
Bununla birlikte, muhtemel bir hükümet değişiminin İsrail’in bölgesel politikalarında bazı taktiksel farklılıklar yaratması mümkün. Özellikle uzun süren askeri operasyonların ekonomik, diplomatik ve toplumsal maliyetlerini azaltacak bir çıkış stratejisinin belirlenmesi öncelik kazanabilir. İran’da rejim değişikliğini hedefleyen geniş kapsamlı operasyonlar yerine askeri kapasitenin sınırlandırılmasına odaklanılması (Helm, 2026; Schneider ve Horovitz, 2026), Lübnan’da ise daha dar güvenlik bölgeleri ve diplomatik düzenlemelerin tercih edilmesi bu farklılıklara örnek gösterilebilir (Bob, 2026). Yemen’de de geniş çaplı askeri angajmanlar yerine daha sınırlı operasyonlara yönelmek mümkün olsa da bunlar İsrail’in bölgesel askeri müdahalelerden vazgeçeceği anlamına gelmeyecektir.
Nitekim Suriye konusunda daha belirgin bir süreklilik beklenebilir. Eisenkot, diplomatik girişimlere Netanyahu’dan daha fazla ağırlık verme eğiliminde olsa da İsrail’in işgal ettiği stratejik bölgelerde askeri varlığını sürdürmesini ve gerekli gördüğünde Suriye topraklarına saldırı düzenleyebilmesini savunuyor. Benzer biçimde, İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde Arap ülkeleriyle normalleşme ilişkilerinin genişletilmesi de muhalefetin vazgeçmesi beklenen bir hedef değil. Ancak Suudi Arabistan gibi ülkelerin Filistin devletine ilişkin talepleri, hükümet değişse bile bu sürecin önünde önemli bir engel olmaya devam edecektir.
Dolayısıyla 27 Ekim seçimleri, İsrail’de siyasi güç dengelerinin değişebileceğini ve Filistinli yurttaşların parlamenter temsilinin güçlenebileceğini gösterdi. Ancak Netanyahu’nun yerine gelecek bir hükümetin işgal politikalarına son vermesi veya bölgesel askeri üstünlük arayışından vazgeçmesi için güçlü işaretler bulunmuyor. Sandık, İsrail’in siyasi kadrolarını ve kullandığı yöntemleri değiştirebilir; fakat bu değişimin Filistinliler ve bölge ülkeleri açısından gerçek bir dönüşüme karşılık gelmesi, mevcut güvenlik anlayışının da sorgulanmasını gerektiriyor.
Kaynakça
Abu Hadoba-Frieh, M. & Rudnitzky, A. (2026, 1 Kasım). העלייה באחוז ההצבעה בחברה הערבית בבחירות לכנסת ה-26 [26. Knesset seçimlerinde Arap toplumunda katılımın artışı]. İsrail Demokrasi Enstitüsü.
Adalah. (2026, 2 Ekim). Adalah: Supreme Court rejects disqualification of Joint List, Ra’am and MK Cassif, after pushing Abu Shehadeh out of the race.
Anabi, O. (2022, 1 Ağustos). The demographic characteristics of voters. İsrail Demokrasi Enstitüsü.
Association for Civil Rights in Israel. (2023, 19 Ekim). Incitement remarks by the chief of police, Yaakov Shabtai, against the Arab community.
Bakalpi. (t.y.). Amcha Yisrael.
Baruch, U. (2026, 11 Ekim). “אני לא שמאלני”: איזנקוט מבהיר את עמדותיו לימין [“Solcu değilim”: Eisenkot sağ seçmene tutumunu açıklıyor]. Arutz Sheva.
BM Güvenlik Konseyi. (2016, 23 Aralık). Resolution 2334 (2016) (S/RES/2334 (2016)).
Bob, Y. J. (2026, 3 Eylül). Nuclear kill zones: How Eisenkot would contain Iran if he manages to beat Netanyahu – exclusive. The Jerusalem Post.
Chouiref, T. (2026, 28 Ekim). Israeli election turnout reaches 77.7% as Arab parties poised for historic gains. Anadolu Ajansı.
Dincel, S. (2026, 30 Ekim). Factbox – With all votes counted, how Israel’s legislative election results compare with previous vote. Anadolu Ajansı.
Fishman, A. & Ringel-Hoffman, A. (2008, 2 Ekim). שים לב, נסראללה [Dikkat et, Nasrallah]. Ynet / Yedioth Ahronoth.
Fox, N. (2019, 22 Eylül). ליברמן: “לא ממליצים על אף אחד, הרשימה המשותפת – אויבים” [Lieberman: Kimseyi önermiyoruz, Ortak Liste düşman]. Ynet.
Freid, S., Ettinger, A., Azulay, M. & Halabi, E. (2026, 30 Eylül). Annexation, settlements or separation: Where Israel’s parties stand on the West Bank. Ynetnews.
Golan, Y. & Mekelberg, Y. (2025, 10 Mart). Yair Golan: ‘Israel must not annex millions of Palestinians’. The World Today, Chatham House.
Gorenberg, G. (2006). The accidental empire: Israel and the birth of the settlements, 1967–1977. New York: Times Books.
Helm, T. (2026, 16 Temmuz). Israeli PM hopeful condemns ‘insane’ alleged plot to install Ahmadinejad as Iranian leader. The National.
İsrail Savunma Kuvvetleri (t.y.). Lt. Gen. Gadi Eisenkot (2015–2019).
İsrail Demokrasi Enstitüsü. (2022). 2022. Israeli elections and parties.
Karmel, A. (2026, 1 Kasım). Netanyahu lost his majority, but can the opposition form a government? A look at possible paths ahead. The Times of Israel.
Karmel, A. & Levaton, S. (2026, 20 Ekim). Netanyahu, Smotrich meet Winter’s rabbi to pressure him to quit race; he refuses. The Times of Israel.
Kenig, O. (2020, 17 Mayıs). Israel’s 35th government: A portrait. Israel Democracy Institute. 2.11.2026 tarihinde https://en.idi.org.il/articles/31613 adresinden erişilmiştir.
Knesset. (2001). Basic-Law: The Government.
Kushmaro, D. & Liel, D. (2026, 23 Ekim). סקר המנדטים האחרון של חדשות 12 לפני הבחירות: גוש השינוי מתחזק, וינטר והנדל-זליכה מתחת לאחוז החסימה [Kanal 12’nin son anketi: Değişim bloğu güçleniyor, Winter ve Hendel-Zelekha barajın altında]. N12.
Lapid, Y. (2022, 22 Eylül). Prime Minister Lapid addresses the United Nations General Assembly. İsrail Dış İşleri Bakanlığı.
Ministry of Foreign Affairs of the Kingdom of Saudi Arabia. (2024, 7 Şubat). The Ministry of Foreign Affairs states the discussions between the Kingdom of Saudi Arabia and the United States of America on the Arab-Israeli peace process.
Peled, Y. (1998). Towards a redefinition of Jewish nationalism in Israel? The enigma of Shas. Ethnic and Racial Studies, 21(4), 703–727. DOI: 10.1080/014198798329838
Rudnitzky, A. (2020, 10 Mart). The Arab Israeli vote in the 23rd Knesset elections. İsrail Demokrasi Enstitüsü.
Sadeh, S. (2025, 23 Ekim). כך הוקרסה תוכנית הדגל לעצירת האלימות בחברה הערבית מאז מונה בן גביר לשר לביטחון לאומי [Ben-Gvir’in bakanlığı döneminde Arap toplumunda şiddeti önleme programının çözülüşü]. Shomrim.
Schneider, T. (2026a, 17 Eylül). A Jewish Zionist running with Ra’am, Segalovitz tells ToI he aims to smash the political paradigm. The Times of Israel.
Schneider, T. (2026b, 6 Eylül). Naftali Bennett unveils opposition B’Yachad party’s slate, tapping former senior officials and reservists. The Times of Israel.
Schneider, T. & Horovitz, D. (2026, 6 Ekim). Bereaved by war, determined to heal, protect and revive Israel: Gadi Eisenkot’s prime ministerial mission. The Times of Israel.
Segev, Y., Kenan, L., Shemesh, M. & Drucker, R. (2026, 14 Ekim). נתניהו נחלש, הנדל וזליכה עוברים – ומפת הגושים שוב משתנה [Netanyahu geriliyor, Hendel ve Zelekha barajı geçiyor, blokların dengesi değişiyor]. Hadashot 13.
Shlezinger, Y. (2026, 29 Ekim). Shas officials blame hardline draft stance for one of party’s worst-ever election defeats. The Jerusalem Post.
ToI Staff. (2026a, 23 Haziran). Bennett calls to dismantle illegal settlement outposts, draws right-wing leaders’ ire. The Times of Israel.
ToI Staff. (2026b, 27 Ağustos). Netanyahu urges Ben Gvir, Smotrich to unite as poll shows Winter’s new party surging. The Times of Israel.
ToI Staff & Stub, Z. (2026, 1 Kasım). Senior Arab MK says Joint List ready to back anti-Netanyahu government from outside. The Times of Israel.









































