1905 yılında Cezayir’in Konstantin şehrinde doğan Malik bin Nebi, 20. yüzyıl İslam dünyasının yetiştirdiği en özgün ve derinlikli medeniyet kuramcılarından biridir. Fransız sömürgeciliğinin gölgesinde büyüyen düşünür, mühendislik eğitimi almak üzere gittiği Paris’te Batı dünyasını ve modernleşme süreçlerini yakından gözlemleme fırsatı bulmuştur. Aldığı teknik eğitimin getirdiği analitik titizliği toplumsal tahlillerine yansıtan Bin Nebi, ömrünü Müslüman toplumların içine düştüğü krizin kök sebeplerini teşhis etmeye ve sürdürülebilir bir medeniyet ihyasının yollarını aramaya adamıştır.
Malik bin Nebi’nin düşünce sisteminin merkezinde “medeniyet” ve “toplumsal dönüşüm” kavramları yer alır. İslam dünyasının gerileyişini sadece dışsal sömürgeci güçlerle açıklayan yüzeysel yaklaşımları reddeden düşünür, sosyolojiye “sömürülmeye elverişlilik” kavramını kazandırmıştır. Bin Nebi’ye göre bir toplum, kendi iç zihinsel, ahlaki ve ruhi dinamiklerini kaybetmeden dışarıdan bir güç tarafından tahakküm altına alınamaz; bu nedenle asıl mücadele, toplumun kendi bünyesindeki atalete ve çürümeye karşı verilmelidir. Bir medeniyetin doğuşunu “insan, toprak ve zaman” unsurlarının yüksek bir dinî/ahlaki fikir etrafında bir araya gelmesiyle açıklayan düşünür, maddi kalkınmadan önce insani ve ahlaki öznenin inşa edilmesi gerektiğini savunmuştur.
“Rönesansın Şartları”, “İslam Davası”, “Fikirler Dünyası” ve “Kur’ân Mucizesi” gibi başyapıtlarında Müslüman toplumların geçmişin mirasıyla avunmayı bırakıp bugünün tarihini inşa eden aktif özneler olmaları gerektiğini vurgulamıştır. Bağımsızlık öncesi ve sonrası Cezayir’de fikirleriyle gençliğe ve entelektüellere yön veren Bin Nebi, 1973 yılında Cezayir’de vefat etmiştir. Malik bin Nebi; sloganlardan uzak sosyolojik derinliği, sömürgeleşme psikolojisine getirdiği sarsıcı teşhisler ve İslam medeniyetinin yeniden ayağa kalkmasına dair sunduğu sistemli tekliflerle bugün de Müslüman düşüncesinin en hayati nirengi noktalarından biri olmayı sürdürmektedir.




































