(Bu makalenin orijinal İngilizce versiyonu 21 Eylül 2026 tarihinde Platform: Müslüman Dünya’nın Gündemi‘nde yayımlanmıştır.)
Gerek toplumsal hafızanın gerekse akademik çalışmaların doğruladığı üzere, gençler öteden beri toplumsal ve siyasal değişim hedeflenerek başlatılan taban hareketlerinin ön saflarında yer almıştır. 1968 yılından başlayarak 1970’li yıllara uzanan üniversite kampüs protestoları, yalnızca Paris ve Los Angeles gibi Batı metropollerinde değil aynı zamanda Tunus ve Mısır gibi sömürgecilik sonrası Küresel Güney ülkelerinde de gayet iyi bilinmektedir. Gençler daha fazla öğrenci özerkliği talep etmiş, Vietnam Savaşı ve İsrail’in Filistin’i işgali gibi emperyalist kampanyalara karşı çıkmış ve (halen!) otoriter olan rejimlerde demokratik reform çağrısında bulunmuştur. Günümüz öğrenci hareketleri ise en göze çarpan şekilde, Gazze ve işgal altındaki Filistin ile dayanışma içinde, hükümetlerin İsrail’in yerleşimci sömürgeciliğine suç ortaklığı yapmasına karşı gelerek soykırım karşıtı muhalefet yürütmektedirler (Artz 2026). Bu analiz, Arap bölgesinde son on beş yılda gerçekleşen siyasi çalkantılar sırasında kendilerini Z Kuşağı (Gen-Z) olarak adlandıranların gerçekleştirdikleri en yeni gençlik protestolarından bazılarını incelemektedir.
Z Kuşağı: Siyasal Katılım Olarak Protesto
Son yıllarda yeni bir gençlik protestoları ve aktivizmi dalgası ortaya çıkmıştır. Z Kuşağı, Sri Lanka, Bangladeş, Nepal ve diğer ülkelerde manşetlere taşınmıştır. Yüksek işsizlik ve sosyo-ekonomik eşitsizlik karşısında, lideri olmayan ve büyük ölçüde şiddet içermeyen bu hareketler yolsuzluğa karşı seslerini yükseltmiş hatta kimi zaman rejim değişikliğini dahi tetiklemiştir (Chenoweth ve Cebul 2026). Bu tür gençlik protestoları, en çarpıcı haliyle Bangladeş’te olduğu gibi hükümetleri devirmiş ve köklü siyasi değişimlerin önünü açmıştır. Yeni küresel trendlerin dışında kalmayan Arap bölgesi de son bir yılda kendi Z Kuşağı aktivizmine tanıklık etmeye başlamıştır. Bu analiz, Arap Baharı ayaklanmalarının yarattığı zemin üzerinden Tunus’taki ve daha sınırlı bir ölçekte Fas’taki Z Kuşağı aktivizmini incelemektedir. Çalışma, hızla değişen bölgedeki bu esnek hareketlerin geleceğe dönük imkân ve potansiyellerini değerlendirerek sona ermektedir.
Nadine Sika’nın belirttiği gibi, 2011 Arap Baharı ayaklanmalarının ardından ve o zamandan bu yana bölge gençliği siyasette giderek daha aktif hale gelmiştir. Dünyanın geri kalanındaki gençler gibi onlar da sıklıkla sokak protestolarından “sanal” sivil topluma, çevrim içi bağış toplamaktan daha örgütlü sivil toplum veya siyasi parti katılımına kadar kayıt dışı yollarla sürece katılmaktadır (Sika 2018, 238). Sika, artan baskıların, siyasi partilere veya sivil topluma yönelik sert müdahaleler olduğunda, gençleri bu “geleneksel olmayan” yollarla siyasete katılmaya yönelttiğini ifade etmektedir.
Tunus Başkaldırısı
Tunus’ta Z Kuşağı aktivistlerinin Temmuz 2021’de Kays Said’in gerçekleştirdiği sivil darbenin ardından hem çevrim içi hem de çevrim dışı mecralarda gün yüzüne çıkması sürpriz değildir. Tunus’un yakın dönem protesto tarihine yabancı olmayan gençler, devrime kitleler halinde katılmış, devrimi takip eden aylarda siyasi geçiş sürecini rayında tutabilmek için Kasbah I ve Kasbah II protestolarında da yer almıştı. 2018 yılında, marjinalleştirilmiş Tatavin bölgesinde kendi vilayetlerinin petrol zenginliğinden pay talep etmek amacıyla Kamur oturma eylemini organize edenler de yine gençlerdi. Dolayısıyla Filistin yanlısı gösterileriyle bölgesel düzeyde tanınan Tunuslu futbol “ultras” grupları, 2011’de Ben Ali’ye karşı yürütülen devrime katılmış, Temmuz 2021’i takip eden aylarda ise Kays Said konusunda kendi aralarında anlaşmazlığa düşmüştür (bkz. Sadiki ve Saleh 2024).
2011 devrimi, görece özgür, adil ve demokratik ardışık seçimlerin önünü açmıştı. Yurttaşlar, yeni bir anayasa taslağı hazırlayan Ulusal Kurucu Meclis (Kasım 2011); bir Cumhurbaşkanı, Parlamento ve hükümet (2014); belediye yetkilileri (2018) ve yeni bir Cumhurbaşkanı ile Parlamento (2019) için oy kullandı. 2019 sonbahar seçimlerinden sonra Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Meclis Başkanı arasındaki çatışmalar, Parlamentodaki iç çekişmeler (hatta zaman zaman şiddet) ile yoğun ideolojik siyasi kutuplaşma (örneğin İslamcı/İslamcı olmayan), siyasi felce ve vatandaş genelinde siyasi seçkinlere yönelik memnuniyetsizliğe yol açtı. Tam da bu sırada, COVID-19 krizinin ortasında, demokratik yollarla seçilmiş olan Cumhurbaşkanı Kays Said hamlesini yaptı.
Temmuz 2021’de Cumhurbaşkanı, Parlamentoyu askıya aldı, Başbakanı görevden aldı ve yalnızca siyasi kurumları değil, yolsuzlukla mücadele, medyanın denetimi ve seçimlerin gözetimi ile görevli bağımsız kurulları da kapattı veya değiştirdi. Said’in Tunus’un demokratik kurumlarını yıkarak ülkenin siyasi seçkinlerine yönelttiği suçlamalar, zorlu sosyo-ekonomik ve sağlık koşulları altında halkın siyasetçilere duyduğu hoşnutsuzluğu besledi. 2011’den bu yana ülkenin en büyük partisi ve tüm parlamentolar ile iktidar hükümetlerinin ana bileşeni olan İslamcı Nahda Hareketi etkisiz hale getirilirken birçok kişi bu durumu coşkuyla karşıladı. Diğer siyasetçiler ve partileri de aynı kaderi paylaştı. Nitekim Kays Said’in yeni “yatay yapılar” sistemi partisizdir; sivil toplumu ve siyasi partileri ortadan kaldırmaya veya en azından zayıflatmaya yöneliktir. Cumhurbaşkanının sözde yolsuzluğu hedef aldığı ve devleti “yalan haberlerden” koruduğu gerekçesiyle uyguladığı baskıcı tedbirler; onlarca siyasetçinin (İslamcı, sosyal demokrat ve hatta sağ popülist partilerden), aktivistin ve gazetecinin hapse atılmasına yol açmıştır.
İşte Tunus’ta Z Kuşağı gençleri, devrim, demokratikleşme ve demokratik gerilemeden oluşan bu siyasi bağlam içerisinde seslerini yükseltmektedir. Kays Said’in yeni sisteminin baskılarına karşı geleneksel siyasi örgütlenme ve mobilizasyon biçimlerine meydan okuyan yöntemlerle bir araya gelmiş olmaları şaşırtıcı değildir. Z Kuşağı, var olan siyasi partileri ve birçok örgütlü sivil toplum grubunu yüksek sesle eleştirmektedir. Ocak 2026’daki devrimin 15. yıl dönümü de dahil olmak üzere, daha geniş katılımlı birden fazla protestoda yer almışlardır. Bu anlamda Z Kuşağı, Kays Said’in yeni siyasi sisteminin beşinci yılında, 2026 yazındaki elektrik ve su kesintileri karşısında protestolar düzenleyen Nefes (Nafas) gibi yeni hareketlerle paralel şekilde hareket etmektedir.
Z Kuşağı için parti karşıtı olmak, yürütme gücünü tekelinde toplayan partisiz cumhurbaşkanını desteklemek anlamına gelmemiştir. Said’in 2019 kampanyası sırasında gençlere yönelik ilk temasları, yıpratıcı parti siyasetinin dışından gelen bu “temiz” cumhurbaşkanına karşı dalga dalga yayılan bir heyecan yaratmıştı. Ancak yıllar sonra, kendilerini Z Kuşağı olarak tanımlayan aktivistler, Cumhurbaşkanının onların çıkarlarını gözettiğine ikna olmuş değillerdir.
Dünyanın dört bir yanındaki akranlarının çoğu gibi, Tunuslu Z Kuşağı aktivistleri de özü itibarıyla otoriteye eleştirel yaklaşmaktadır. Nepal’de Eylül 2025’te olduğu gibi Tunus’ta da genç protestocular One Piece animesinin karakteri Monkey D. Luffy’nin pankartlarını taşımaktadır. Hem öfkeli hem umutlu olan bu hasır şapkalı, gülen kuru kafa ve çapraz kemik simgesi; özgürlük, sosyal adalet ve yolsuzlukla mücadelenin bir sembolü haline gelmiştir. Siyasi muhalefetin geniş yelpazesi gibi onlar da siyasi tutuklamalara bir gerekçe işlevi gören 54 Sayılı “Yalan Haber” Kanun Hükmünde Kararnamesi’ne karşı çıkmışlardır. Tunuslu Z Kuşağı gençleri ayrıca Filistin kefiyesi takarak direnişe destek veren sloganlar atmış (El-Jehmi 2025); bu durum yalnızca küresel değil, aynı zamanda hem bölgesel hem de küresel boyut taşıyan bir politikleşmeye işaret etmiştir.
Protestocular, aktivizmlerini çevrim içi ve çevrim dışı alanlar arasında sürdürmektedirler. Çevrim içi aktivizm nispeten daha güvenlidir, zira sokakta fiziki olarak protesto düzenleyen bazı Z Kuşağı eylemcileri (Tunus’taki diğer protestocular gibi) polis tarafından kovalanmış ve hatta gözaltına alınmıştır.
Geleceğe Bakış
Demokrasiden uzaklaşma düzeyi, otoriterlik biçimleri, siyasi ve şiddetli çatışmaların yoğunluğu Arap coğrafyasında farklılık göstermektedir. Bununla birlikte, muhalif tavırları bakımından Tunuslu gençler pek çok açıdan bölgedeki akranlarıyla benzerlik taşımaktadır. On beş yılı aşkın bir süre önce, Tunus Devrimi yayılırken, farklı ideolojilerden gençler 2011’de Fas’ın 20 Şubat Hareketi’nde büyük bir varlık göstermişti (Sika 256-8).
Arap ayaklanmalarının dalga dalga yayılan halk mobilizasyonunun (hirak) bir parçası olan sürdürülebilir sokak protestoları (Sadiki 2016), Fas Kralı’nı bir anayasal reform süreci başlatmaya sevk etmiş, ancak yukarıdan aşağıya yapılan bu değişiklikler “yönetilen çoğulculuk”tan (Kadaoui 2026) öteye pek geçememiştir. O tarihten bu yana göze çarpan protesto kampanyaları arasında 2016 Rif Hirak’ı yer almaktadır. Şüphesiz ki bu kez Tunuslu Z Kuşağı, kısmen Fas’taki bölgesel öncüden ilham almıştır. Gen-Z212 protestoları, Eylül 2025’te Agadir’de yaşanan birkaç annenin doğum sırasında ölümü vakasının ardından tetiklenmiş ve kamu sağlık hizmetleri ile eğitim reformu, yolsuzlukla mücadele ve sosyal adalet taleplerini içeren daha geniş bir kampanyaya dönüşmüştür. Şiddetli baskılar karşısında Gen-Z212, çevrim dışı aktivizmden ziyade meşhur hale gelen Discord sunucuları üzerinden yürütülen çevrim içi aktivizmde daha etkindir.
Tunus, Fas ve diğer pek çok Arap ülkesi, Trump yönetimi tarafından yeniden şekillendirilen “yeni Orta Doğu”da devasa zorluklarla karşı karşıyadır ve bunlardan bazıları bölge gençliği için daha da katmerlenmektedir. Demokrasiden uzaklaşma ile bunun sansür ve siyasi dışlanma gibi otoriter belirtileri; gençleri imkan bulduklarında eğreti yollarla da olsa ülkeden kaçmaya iten ağır sosyo-ekonomik marjinalleşme ve işsizlik; Lübnan ve İran’daki eş zamanlı savaşların yanı sıra hiçbir Arap ülkesinin (ve hiç kimsenin) durduramadığı İsrail’in Gazze’deki soykırımının getirdiği ek hayal kırıklıkları, özet niteliğinde de olsa ağır bir tablo sunmaktadır. Z Kuşağı hareketleri siyasi değişimi zorlamada başarılı olabilecek mi? Tunus’ta, Kays Said’e karşı (halen parçalanmış durumda olan) siyasi muhalefetle iş birliği yapmaksızın bu pek olası görünmemektedir. Yaklaşan Eylül sonundaki Fas parlamento seçimleri de çok az genç adayın varlığıyla, tüm sosyal adaletsizlikleriyle birlikte “eski tas eski hamam” siyasetin devam ettiğine işaret edebilir. Ancak son on beş veya daha fazla yıldan çıkarılan bir ders varsa o da kendilerini “Z Kuşağı” olarak adlandırsınlar ya da adlandırmasınlar, bölge gençlerinin protesto ve muhalefet için her an teyakkuzda göründüğüdür.
Kaynakça
- Artz, Lee. 2026. “Introduction to Protest Special Issue on Palestine.” Protest 5(2): 159-168.
- Chenoweth, Erica ve Matthew Cebul. 2026. “Why Gen-Z is Rising.” Journal of Democracy 37(1): 5-14.
- El-Jehmi, Chaker. 2025, 17 Ekim. “Gen-Z with Pirate ‘Luffy’ Banners: Contours of the New Anger.” Nawaat, https://bit.ly/4zXWBqR [Arapça].
- Kadaoui, Aisha. 2026, 17 Şubat. “An Eye on Moroccan Democratization: Towards an Adaptation?” Toda Peace Institute, https://toda.org/publications/policy-briefs-and-reports/an-eye-on-moroccan-democratization-towards-an-adaptation/
- Sadiki, Larbi. 2016. “The Arab Spring: The People in IR.” Bölüm 15. İçinde: Louise Fawcett (der.), International Relations of the Middle East, 4. Baskı (Oxford: Oxford University Press), s. 325-355.
- Sadiki, Larbi ve Layla Saleh. 2024. Revolution and Democracy in Tunisia: A Century of Protestscapes. Oxford: Oxford University Press.
- Sika, Nadine. 2018. “Civil Society and the Rise of Unconventional Modes of Youth Participation in MENA.” Middle East Law and Governance 10: 237-263.
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Platform: Müslüman Dünyanın Gündeminin editoryal politikasını yansıtmayabilir.







































