2017 yılında Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in girişimiyle temelleri atılan Özbekistan İslam Medeniyeti Merkezi, Taşkent’te İslam medeniyetinin ilmî, kültürel ve sanatsal mirasını dünyaya tanıtmayı amaçlayan önemli bir araştırma ve kültür merkezi olarak faaliyet gösteriyor.

Başkentin Olmazor ilçesinde, Hazreti İmam Külliyesi’nin yanında yaklaşık yedi hektarlık bir alana inşa edilen merkez, mimarisinde Semerkant ve Herat gibi tarihî Orta Asya şehirlerinden ilham alıyor. Geleneksel mimari unsurları çağdaş tasarım anlayışıyla buluşturan üç katlı yapı, geniş sergi salonlarıyla ziyaretçilerini bölgenin zengin tarihine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Merkez, Orta Asya’nın matematik, astronomi, tıp ve diğer bilim alanlarında insanlık tarihine yaptığı katkıları görünür kılmayı hedefliyor. Yaklaşık 15 bin metrekarelik sergi alanında farklı dönemlere ait bilim insanları, sanatçılar, zanaatkârlar ve düşünürlerin mirası tematik bölümler hâlinde ziyaretçilere sunuluyor. Sergilerde, 7. yüzyıldan kalma geyik derisi üzerine yazılmış nadir bir Kur’an nüshası başta olmak üzere çok sayıda tarihî eser yer alıyor.

Merkezin dikkat çeken bölümlerinden biri de “Medeniyetler ve Keşifler Duvarı”. Yaklaşık 270 metre uzunluğundaki bu multimedya enstalasyonu, dinamik projeksiyonlar ve etkileşimli teknolojiler aracılığıyla Özbekistan ve Orta Asya’nın bilim, sanat, kültür ve düşünce tarihine yaptığı katkıları antik dönemden Rönesans’a uzanan bir anlatıyla ziyaretçilere aktarıyor.
Sergi alanlarının yanı sıra Kur’anlar Salonu, çocuk müzesi, kütüphane, film stüdyoları ve yayınevlerine de ev sahipliği yapan merkez, yalnızca bir müze değil aynı zamanda uluslararası bir araştırma ve kültürel etkileşim platformu olmayı hedefliyor. UNESCO ve Oxford Üniversitesi gibi kurumlarla yürütülen akademik iş birliklerinin yanı sıra, araştırma merkezleri ve restorasyon laboratuvarları sayesinde 40’tan fazla ülkeden 1.500’ü aşkın akademisyene çalışma imkânı sunması planlanıyor.
Merkez’deki “Birinci Rönesans” Salonu, Avrupa Rönesansı’nı değil, 9-12. yüzyıllar arasında Orta Asya’da yaşanan İslam’ın Altın Çağı’nı ifade eder. Buhara, Semerkant, Harezm ve Fergana gibi merkezlerde bilim, felsefe, tıp, matematik ve astronominin büyük gelişme gösterdiği dönemdir. Bu dönemin öne çıkan isimleri arasında Muhammed el-Hârizmî, Ebû Nasr el-Fârâbî, İbn Sînâ, Ebû Reyhan el-Bîrûnî ve Ahmed el-Fergânî yer alır.

Uluslararası forumlara da ev sahipliği yapan merkez, kültürel diplomasi açısından önemli bir rol üstleniyor. Son yıllarda düzenlenen toplantılar sayesinde Özbekistan’ın tarihî mirasına ait bazı Kuşan ve Soğd eserlerinin Londra’dan ülkeye iadesi de sağlandı.
Nüfusunun yaklaşık yüzde 60’ı 35 yaşın altında olan Özbekistan için merkez, genç nesilleri Orta Asya’nın bilim ve medeniyet tarihindeki rolüyle buluşturmayı amaçlayan önemli bir eğitim ve kültür yatırımı niteliği taşıyor. Tarihî eserleri korumanın ötesine geçen bu proje, İslam medeniyetinin dünya tarihindeki yerini yeniden düşünmeye davet eden uluslararası bir entelektüel platform olmayı hedefliyor.
“Özbekistan’ın İslam Medeniyeti Merkezi, yalnızca tarihin koruyucusu olmakla kalmamalı, aynı zamanda geçmişi, bugünü ve geleceği birbirine bağlayan, gelişimimizin temel yönlerini belirleyen entelektüel bir alan haline gelmelidir.”
Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev































